Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kahramanmaraş’taki saldırı tüm yönleriyle araştırılıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kahramanmaraş’taki saldırı tüm yönleriyle araştırılıyor
Ankara, 20 Nisan (Hibya) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından açıklama yaptı.
Haber Giriş Tarihi: 20.04.2026 20:14
Haber Güncellenme Tarihi: 20.04.2026 20:14
Kaynak:
Hibya
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:
"Öğretmenlerimizin ve çocuklarımızın kederli ailelerine sabır dilerim. Millet olarak ailelerimizin hüznünü paylaşıyoruz. Ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yerdeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini biliyoruz.
Millet olarak hepimiz ailelerimizin hüznünü samimiyetimizle paylaşıyoruz. Kahramanmaraş'taki menfur olayda 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15'i taburcu edildi. 3'ü yoğun bakımda, 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Saldırılar milletçe hepimizi yasa ve kedere boğdu. Kahramanmaraş'a düşen ateş 80 vilayetimizin kalbine düştü.
Saldırı haberini alır almaz 4 bakanımızı hemen Kahramanmaraş'a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve siber güvenlik çalışmalarını başlattılar. Saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor.
Cumhurbaşkanı olarak ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim. Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında yalan, manipülatif bilgileri yayanlar için gerekli önlemleri aldık.
Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği görülüyor. Her nimetin yan tesiri oluyor. İnternet, teknoloji, dünyayla bütünleşmenin yan tesiri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor.
ABD'de gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz.
Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil; tıpkı terör örgütleri gibi toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar. Bu süreçte kimi medya organlarımız, kimi siyasetçilerimiz, pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle bilerek veya bilmeden saldırganların amaçlarına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir.
Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları niçin hedef tahtasına konur? Olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar diye niyet okumaya girişmek hangi vicdana hangi ahlaka sığar? Üzülerek gördük ki ana muhalefetteki kimi aktörlerin aklına ilk Ramazan etkinliklerini eleştirmek geliyor.
Nedir bu telaşınız? Nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi, ailelerimizi tedirgi etmeye hakkı yoktur.
Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra sağduyu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden ortak aklın, pedagojinin rehberliğinde meselenin üzerine hep beraber gitmemiz gerekiyor. Bunu yapacak iradeye, tecrübeye ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımızdan serin kanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum.
Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir. Okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlenmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş yelpazede hareket etmemiz önem arz ediyor.
Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi, buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil adımla çözülmeyecek kadar çok katmanlı sınama bulunuyor.
Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar evin bir odasında sohbet ederken diğer odadaki çocuklarımızın dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az.
Dijital arkadaşlar, öğretmenler, ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına daha fazla etki ediyor. Bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihnini iğfal ettiği bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına, algoritmaların manipülasyon gücünü eklediğimizde karşımıza karışık bir sorun çıkıyor.
Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. En küçük taviz söz konusu değildir. Güvenliğin yansıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü, eğitim boyutlarıyla meseleye yaklaşmamız mümkündür.
Siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Okul kolluk işbirliğinin artırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza gerekli talimatları verdim.
Özellikle aileye, ailenin özel konumuna dikkat çekmek istiyorum. Aile kişinin ilk okuludur. Eğitim ailede başlar. Sosyalleşme ailede başlar. Adab-ı muaşeret kuralları ailede öğretilir. Birey içinde yaşadığı toplumun parçası olmayı ailede öğrenir. Aile kültür, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mektebidir.
Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için 2 yıl önce başlattığımız veli randevu sistemini daha etkin hale getireceğiz. Öğretmenlerimize, okul yöneticilerimize kriz yönetimi, sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psiko sosyal destek mekanizmalarını güçlendireceğiz.
Riskleri erkenden fark eden etkili bir şekilde müdahale eden yapıyla, rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hale getireceğiz. Şiddetin tırmanmasında bir diğer etken çocuklar üzerinde olumsuz etki uyandıran diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir.
Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız için taklit riskini büyütüyor.
Şu tabloyla iktidarlarımız boyunca defalarca karşılaştık; milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan her adımlarımız ülkemizde belli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle LGBT akımlarıyla mücadelemiz en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu.
Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar. Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi, toplumu korumaya dönük politikaları adeta yaylım ateşine tutuldu.
Terazinin bir kefesinde özgürlük varsa diğerinde sorumluluk vardır. Mesele bu ikisi arasında altın oranı yakalayabilmektir. Her zaman bunu yapmaya çalıştık. İnşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz. Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız.
Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran yapımlardan ziyade aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor. İyiliği hayatının merkezine yerleştirilmiş bir milletiz.
Şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insanımız bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor. RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızda ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız.
Genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarının güçlendirileceğiz. Dijital dünyada bir içerik birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabiliyor. Bu içeriklerin kaldırılmasında bazen geç kalınabiliyor.
Bu gecikmelerin önüne geçilmesi için içerik takibinde tek tek kaldırma mantığıyla değil; hızlı filtreleme araçlarının kullanımı gerekiyor. Meclisimizde görüşmeleri devam eden 15 yaş altı çocuklara sosyal ağı kullanmayı sınırlayan düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle çok önemli boşluğu dolduracağına inanıyorum.
Bir diğer konu ateşli silah meselesi. Ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuklar tarafından ele geçirilmesi halinde verilen cezayı artıracağız. Tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantısında atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak planladık.
Devlet olarak bu alanların her birinde etkin ve caydırıcı önlemleri inşallah kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bizim bu ülkenin çocuklarına sözümüz var. Onları vatandaşı olmaktan gurur duyacakları, müreffeh, huzurlu itibarlı kalkınmış ülkede yaşamalarını temin edeceğiz."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kahramanmaraş’taki saldırı tüm yönleriyle araştırılıyor
Ankara, 20 Nisan (Hibya) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından açıklama yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:
"Öğretmenlerimizin ve çocuklarımızın kederli ailelerine sabır dilerim. Millet olarak ailelerimizin hüznünü paylaşıyoruz. Ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yerdeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini biliyoruz.
Millet olarak hepimiz ailelerimizin hüznünü samimiyetimizle paylaşıyoruz. Kahramanmaraş'taki menfur olayda 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15'i taburcu edildi. 3'ü yoğun bakımda, 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Saldırılar milletçe hepimizi yasa ve kedere boğdu. Kahramanmaraş'a düşen ateş 80 vilayetimizin kalbine düştü.
Saldırı haberini alır almaz 4 bakanımızı hemen Kahramanmaraş'a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve siber güvenlik çalışmalarını başlattılar. Saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor.
Cumhurbaşkanı olarak ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim. Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında yalan, manipülatif bilgileri yayanlar için gerekli önlemleri aldık.
Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği görülüyor. Her nimetin yan tesiri oluyor. İnternet, teknoloji, dünyayla bütünleşmenin yan tesiri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor.
ABD'de gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz.
Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil; tıpkı terör örgütleri gibi toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar. Bu süreçte kimi medya organlarımız, kimi siyasetçilerimiz, pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle bilerek veya bilmeden saldırganların amaçlarına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir.
Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları niçin hedef tahtasına konur? Olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar diye niyet okumaya girişmek hangi vicdana hangi ahlaka sığar? Üzülerek gördük ki ana muhalefetteki kimi aktörlerin aklına ilk Ramazan etkinliklerini eleştirmek geliyor.
Nedir bu telaşınız? Nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi, ailelerimizi tedirgi etmeye hakkı yoktur.
Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra sağduyu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden ortak aklın, pedagojinin rehberliğinde meselenin üzerine hep beraber gitmemiz gerekiyor. Bunu yapacak iradeye, tecrübeye ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımızdan serin kanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum.
Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir. Okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlenmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş yelpazede hareket etmemiz önem arz ediyor.
Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi, buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil adımla çözülmeyecek kadar çok katmanlı sınama bulunuyor.
Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar evin bir odasında sohbet ederken diğer odadaki çocuklarımızın dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az.
Dijital arkadaşlar, öğretmenler, ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına daha fazla etki ediyor. Bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihnini iğfal ettiği bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına, algoritmaların manipülasyon gücünü eklediğimizde karşımıza karışık bir sorun çıkıyor.
Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. En küçük taviz söz konusu değildir. Güvenliğin yansıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü, eğitim boyutlarıyla meseleye yaklaşmamız mümkündür.
Siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Okul kolluk işbirliğinin artırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza gerekli talimatları verdim.
Özellikle aileye, ailenin özel konumuna dikkat çekmek istiyorum. Aile kişinin ilk okuludur. Eğitim ailede başlar. Sosyalleşme ailede başlar. Adab-ı muaşeret kuralları ailede öğretilir. Birey içinde yaşadığı toplumun parçası olmayı ailede öğrenir. Aile kültür, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mektebidir.
Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için 2 yıl önce başlattığımız veli randevu sistemini daha etkin hale getireceğiz. Öğretmenlerimize, okul yöneticilerimize kriz yönetimi, sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psiko sosyal destek mekanizmalarını güçlendireceğiz.
Riskleri erkenden fark eden etkili bir şekilde müdahale eden yapıyla, rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hale getireceğiz. Şiddetin tırmanmasında bir diğer etken çocuklar üzerinde olumsuz etki uyandıran diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir.
Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız için taklit riskini büyütüyor.
Şu tabloyla iktidarlarımız boyunca defalarca karşılaştık; milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan her adımlarımız ülkemizde belli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle LGBT akımlarıyla mücadelemiz en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu.
Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar. Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi, toplumu korumaya dönük politikaları adeta yaylım ateşine tutuldu.
Terazinin bir kefesinde özgürlük varsa diğerinde sorumluluk vardır. Mesele bu ikisi arasında altın oranı yakalayabilmektir. Her zaman bunu yapmaya çalıştık. İnşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz. Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız.
Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran yapımlardan ziyade aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor. İyiliği hayatının merkezine yerleştirilmiş bir milletiz.
Şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insanımız bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor. RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızda ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız.
Genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarının güçlendirileceğiz. Dijital dünyada bir içerik birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabiliyor. Bu içeriklerin kaldırılmasında bazen geç kalınabiliyor.
Bu gecikmelerin önüne geçilmesi için içerik takibinde tek tek kaldırma mantığıyla değil; hızlı filtreleme araçlarının kullanımı gerekiyor. Meclisimizde görüşmeleri devam eden 15 yaş altı çocuklara sosyal ağı kullanmayı sınırlayan düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle çok önemli boşluğu dolduracağına inanıyorum.
Bir diğer konu ateşli silah meselesi. Ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuklar tarafından ele geçirilmesi halinde verilen cezayı artıracağız. Tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantısında atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak planladık.
Devlet olarak bu alanların her birinde etkin ve caydırıcı önlemleri inşallah kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bizim bu ülkenin çocuklarına sözümüz var. Onları vatandaşı olmaktan gurur duyacakları, müreffeh, huzurlu itibarlı kalkınmış ülkede yaşamalarını temin edeceğiz."
Hibya Haber AjansıKaynak: Hibya
En Çok Okunan Haberler