Şampiyonluk yarışında yoluna devam etmek isteyen takımlar için bazı maçlar vardır; sadece kazanmak yetmez, oyunu da kabul ettirmek gerekir. Fenerbahçe’nin Kadıköy’de oynadığı son karşılaşma, tam olarak bu tanıma uydu. Sarı-lacivertliler, maçın özellikle ilk yarısında ortaya koyduğu baskılı futbolla tribünlere de rakiplerine de net bir mesaj verdi.
Maça yüksek tempo ve önde baskıyla başlayan Fenerbahçe, kısa sürede oyunun kontrolünü eline aldı. Hücumda doğru yerleşim, orta sahada agresif pres ve savunmada dikkatli duruş, ilk yarının tek taraflı geçmesini sağladı. Kerem Aktürkoğlu’nun hareketliliği ve skor katkısı, bu bölümde fark yaratan en önemli unsurlardan biri oldu. İlk yarıdaki bu etkili oyun, maçın kaderini erken belirledi.
İkinci yarıya gelindiğinde ise tempo bir miktar düştü. Fenerbahçe zaman zaman oyun disiplininden uzaklaştı, rakibine daha fazla alan tanıdı. Bu durum, skorun da etkisiyle kaçınılmaz bir rehavetin sahaya yansıması olarak okunabilir. Ancak bu bölümde bile maçın genel kontrolünün tamamen elden çıktığını söylemek zor. Sarı-lacivertliler, riskli anları büyümeden yönetmeyi başardı.
Bu galibiyetin asıl önemi, puan tablosundaki yerinden ziyade, Fenerbahçe’nin kazanma alışkanlığını sürdürmesi. Zirve yarışında hata yapmamak, özellikle iç sahada rakiplere üstünlüğünü hissettirmek büyük önem taşıyor. Kadıköy’de ortaya konan ilk yarı performansı, takımın potansiyelini bir kez daha gösterdi.
Elbette geliştirilmesi gereken yönler var. İkinci yarılardaki konsantrasyon düşüşü, sezonun kritik haftalarında daha pahalıya mal olabilir. Ancak şampiyonluk yolunda olan takımlar, kusursuz oynadıkları maçlardan çok, kontrolü kaybetmeden kazandıkları maçlarla hedefe ulaşır.
Sonuç olarak Fenerbahçe, Kadıköy’de sadece üç puan almadı; yarıştan kopmayacağını, baskı altında da üretken kalabildiğini bir kez daha kanıtladı. Zirve yolunda her galibiyet değerli, ama bu galibiyet aynı zamanda güçlü bir hatırlatma niteliğinde: Bu takım, hedefinden vazgeçmiş değil.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hasan Basri Karadeniz
Kadıköy’de Net Mesaj: Kazanmak Bir Alışkanlık
Şampiyonluk yarışında yoluna devam etmek isteyen takımlar için bazı maçlar vardır; sadece kazanmak yetmez, oyunu da kabul ettirmek gerekir. Fenerbahçe’nin Kadıköy’de oynadığı son karşılaşma, tam olarak bu tanıma uydu. Sarı-lacivertliler, maçın özellikle ilk yarısında ortaya koyduğu baskılı futbolla tribünlere de rakiplerine de net bir mesaj verdi.
Maça yüksek tempo ve önde baskıyla başlayan Fenerbahçe, kısa sürede oyunun kontrolünü eline aldı. Hücumda doğru yerleşim, orta sahada agresif pres ve savunmada dikkatli duruş, ilk yarının tek taraflı geçmesini sağladı. Kerem Aktürkoğlu’nun hareketliliği ve skor katkısı, bu bölümde fark yaratan en önemli unsurlardan biri oldu. İlk yarıdaki bu etkili oyun, maçın kaderini erken belirledi.
İkinci yarıya gelindiğinde ise tempo bir miktar düştü. Fenerbahçe zaman zaman oyun disiplininden uzaklaştı, rakibine daha fazla alan tanıdı. Bu durum, skorun da etkisiyle kaçınılmaz bir rehavetin sahaya yansıması olarak okunabilir. Ancak bu bölümde bile maçın genel kontrolünün tamamen elden çıktığını söylemek zor. Sarı-lacivertliler, riskli anları büyümeden yönetmeyi başardı.
Bu galibiyetin asıl önemi, puan tablosundaki yerinden ziyade, Fenerbahçe’nin kazanma alışkanlığını sürdürmesi. Zirve yarışında hata yapmamak, özellikle iç sahada rakiplere üstünlüğünü hissettirmek büyük önem taşıyor. Kadıköy’de ortaya konan ilk yarı performansı, takımın potansiyelini bir kez daha gösterdi.
Elbette geliştirilmesi gereken yönler var. İkinci yarılardaki konsantrasyon düşüşü, sezonun kritik haftalarında daha pahalıya mal olabilir. Ancak şampiyonluk yolunda olan takımlar, kusursuz oynadıkları maçlardan çok, kontrolü kaybetmeden kazandıkları maçlarla hedefe ulaşır.
Sonuç olarak Fenerbahçe, Kadıköy’de sadece üç puan almadı; yarıştan kopmayacağını, baskı altında da üretken kalabildiğini bir kez daha kanıtladı. Zirve yolunda her galibiyet değerli, ama bu galibiyet aynı zamanda güçlü bir hatırlatma niteliğinde: Bu takım, hedefinden vazgeçmiş değil.