Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye

Hergungazete Türkiye'nin haber birikimi - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İlim Yayma Ödülleri Erdoğan tarafından verildi Haber

İlim Yayma Ödülleri Erdoğan tarafından verildi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İlim Yayma Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti işbirliğinde Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen İlim Yayma Ödülleri programında, her detayıyla irfan hazinesi, her veçhesiyle hikmet nişanesi hem ilmin hem de alimlerin şehri İstanbul'da katılımcılarla bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşadığını söyledi. Temelleri 2017 yılında atılan, ilki 2019'da düzenlenen, bu yıl dördüncüsü tertiplenen İlim Yayma Ödülleri vesilesiyle bir araya geldiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'un yanı sıra farklı şehirlerden ve yurt dışından programa teşrif eden misafirlere, "Hoş geldiniz." dedi. "İlim meclisi" olarak gördüğü bu törene emeği geçenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek Türkiye'de gerekse dünyanın farklı yerlerinde akademik faaliyetler icra eden, emeğini, gayretini, cehdini, alın ve fikir terini ilmi çalışmalara teksif eden akademisyenlere selam, saygı ve muhabbetini iletti. Tören vesilesiyle üç farklı kategoride ödülleri takdim edilen bilim insanlarını tebrik eden ve nice muvaffakiyetler dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyük Ödül" kategorisinde ödül alan bilim insanı ile yaşadığı diyaloğu aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizi daha önce tanıyordum." dediği akademisyenin, "Bu dördüncü ödül alışım." yanıtını verdiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyük Ödül sahibi olan hocamız aynı zamanda bir de vakıf tarafından tabii 5 milyon lira ödülle mükafatlandırıldı. Diğer hocalarımız da ikişer milyon ödülle taltif edildi. Bunlar da bizim için ayrı bir gurur vesilesi." ifadesini kullandı. Yeni ve nitelikli eserleriyle bir yandan bilim müktesebatına katkılar yapan, diğer yandan gelecekteki çalışmaların önünü açan ilim erbabına kendisi ve Türk milleti adına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cenabı Mevla sizlerin bu emeklerinizi hayra vesile kılsın. El-Alim ismi şerifiyle çalışmalarınıza inşallah bereket ihsan eylesin. Başvuruları çok titiz bir şekilde değerlendiren sekretaryamıza, bilim ve onur kurulu üyelerimize, teknik uzmanlarımıza, bilimsel hakemlerimize ve vakfımızın mütevelli heyetine aynı şekilde teşekkür iletiyoruz." diye konuştu. İlim Yayma Ödülleri'ne yönelik teveccühün her programda katlanarak arttığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu sene üç ayrı dalda 174'ü üniversiteler olmak üzere 188 kurumdan toplam 1324 başvuruyla yeni bir rekor daha kırıldı. İlim Yayma Ödülleri'nin önümüzdeki yıldan itibaren uluslararası bir hüviyet kazanacağını, bu ilim halkasının sınırlarımızı aşıp dünyanın dört bir yanına ulaşacağını da büyük bir memnuniyetle öğrendim. Niçin bizim bir Nobel'imiz olmasın? Bu adımı biz de atarız. Bu cesur ve isabetli adımlarından ötürü İlim Yayma ailemizi kutluyorum." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İIlim Yayma Ödülleri'nin amacının, ilk planda iyi eserleri ve eser sahiplerini takdir ve taltif etmek olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayata uyarlanmayan, insana, sahaya dokunmayan doğru ve etkili kullanılmayan bilginin, netice vermediği de bilinen bir hakikattir. İlim Yayma Ödülleri'mizi işte bu açıdan son derece başarılı bulduğumu belirtmek istiyorum. Geçtiğimiz dönemde ödül alan hocalarımız hem çalışmalarını İlim Yayma ailesinin destekleriyle uygulamaya dönüştürdü hem de bilgi ve tecrübelerini gençlerimizle paylaşma imkânı buldu. Bunun için hocalarımıza ve İlim Yayma camiamıza ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum." dedi. Bazı isimlerin hem tarihte iz bıraktığını hem de yaşadıkları hayatla gençliğe örnek olup istikbale yön verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yetiştirdikleri talebelerle, ellerinden tuttukları gençlerle, ülkenin ve milletin hizmetine sundukları eğitim kurumlarıyla vakıf ve derneklerle onların amel defterlerinin, yeni sevaplarla süslenmek üzere hep açık kaldığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2007'de dualarla ebediyete uğurladıkları merhum Sabahattin Zaim hocanın da bu şahsiyetlerden biri olduğunu vurgulayarak konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kendisi hem akademik zeminde hem sosyal hayatta gerekli imkânlardan yoksun pek çok gencin yetişmesinde önemli rol oynamıştır. Hocamızın yegâne emeli güzel insan olabilmek, Peygamber Efendimiz'in ahlakıyla ahlaklanmış güzel insanlar yetiştirebilmekti. Tek tipçi uygulamaların zirveye çıktığı bir dönemde böyle bir gençliğe duyulan ihtiyacı rahmetli hocamız da hissetmişti. Köklerinden koparılmak istenen bir kuşağın tarihinden, değerlerinden, inanç ve kültüründen uzaklaştırılmak istenen bir neslin ihyasını her şeyin üstünde ve ötesinde görmüştü. Bir konuşmasında bu hayati ihtiyacı şu sözlerle dile getirmişti, 'Milletler büyük şahsiyetlerle yaşar ve tanınır. Dünyada örnek insanlar vardır. Yeni nesiller bu örnek insanları rehber edinerek doğru yolda yürürler.' İslam'ın da gelişmesi ashabı kiramın o güzel insanların elinde olmuştur. İşte milletimizin zengin tarihi içinde sahip olduğu bu örnek insanları artık milletimize tanıtmanın zamanı gelmiştir." "Halkın içinde yetişen liderleri halka anlatmamız ve yeni nesillere bu örnekleri vermemiz gerekir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Demokratik rejim içinde ülkenin kalkınmasını istiyorsak halkın içinde yetişen liderleri halka anlatmamız ve yeni nesillere bu örnekleri vermemiz gerekir. Değerli dostlar evet onun derdi de amacı da niyeti de gayesi de işte bu güzel insanları millete tanıtmak, yenilerini ise topluma kazandırmaktı. Davasında ne denli muvaffak olduğunu bugünün Türkiye'sine baktığımızda yetişmiş ve yetişmekte olan gençliğe baktığımızda gümbür, gümbür gelen TEKNOFEST kuşağına baktığımızda zaten görüyoruz. Onun rahleyi tedrisinden geçen öğrenciler bugün hayata dair hemen her alanda ülkemize aşkla hizmet ediyor. Rabb’im ondan razı olsun, makamını ali, mekânını inşallah cennet eylesin diyorum." diye konuştu. Merhum Sabahattin Zaim'in de kurucuları arasında yer aldığı İlim Yayma Cemiyeti’nin bu hedef istikametinde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, cemiyetin önümüzdeki sene 75. yaşına gireceğini, cemiyetten filizlenip büyüyen vakfın ise dolu dolu geçen 52 yılı geride bıraktığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, millet iradesinin gasp edildiği darbe dönemlerindeki yasak ve baskılara rağmen ilmin ışığını yayma yolculuğunda üç çeyrek asrın geride kaldığını ifade ederek "Millete, ümmete ve insanlığa faydalı işler yapacak bilgili, şuurlu ve vicdanlı nesiller için başlatılan bu hareket hemen her alanda meyvelerini verdi. Önceliği daima vatanı ve bayrağı olan millî ve manevi değerlerine sıkı sıkıya sarılan, ahlakı ve birikimiyle ışıl ışıl parlayan, on binlerce genç işte bu ocakta yetişti." dedi. İlim Yayma'nın üstlendiği tarihî sorumluluk İmam hatip okullarının kurulması ve yaşatılması noktasında İlim Yayma ailesinin her dönemde tarihî bir sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri bugün bile sayılarını ve başarılarını hazmetmekte zorlansa da İlim Yayma Cemiyetimiz kuruluşundan bu yana 100'ün üzerinde imam hatip okulunu maarif davamıza kazandırmanın kıvancını yaşadı. Eğitim ve yurt hizmetlerinden, akademik çalışmalara, kültür, sanat ve spor faaliyetlerinden burs destekleri ve ihtisas programlarına İlim Yayma ailesi, çalışmalarına aynı fedakârlıkla ilk günkü kararlılıkla devam ediyor." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tüm bu çalışmalarda emeği geçen kardeşlerimin, büyüklerimin tamamına, bir kez de sizlerin huzurunda teşekkür ediyorum. Bu müstesna kurumun davasına omuz veren, kutlu yürüyüşüne ortak olan, bu milletin ve bu ümmetin derdiyle dertlenen herkesten Allah razı olsun. Bu çeşmenin suyundan içmiş, bir lokma da olsa bu sofranın ekmeğini yemiş, bu meclise iştirak etmiş tüm arkadaşlarından Allah razı olsun. Bu çatı altında ömrünü hayra, hasenata, ilme adamış fakat artık hayatta olmayan vakıf insanlarımıza da Allah'tan rahmet niyaz ediyorum." ifadelerini kullandı. Katılımcılar arasında sosyologlar, tarihçiler, mühendisler, doktorlar ve daha pek çok alanda uzmanlaşmış seçkin hocalar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu gerçeği en iyi siz bilim insanlarımızın müşahede ettiğine inanıyorum, asırlar boyunca üzerine yeni teoriler, yeni pratikler, yeni metotlar inşa edilen kavramlar günden güne kan kaybediyor. Anlamlar aşınıyor, değerler tahrip, hatta tahrif ediliyor. Kutsal sayılan ne kadar kıymet varsa planlı ve sistematik şekilde kuşatma altına alınıyor." şeklinde konuştu. Gazze vurgusu Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19. asırdan itibaren önce pozitivist, ardından insan olma şuurundan yoksun, materyalist bir bakış açısıyla tüm dünyaya dayatılan sözde yeni gerçekliklerin en başta insanı hırpaladığını, en fazla insana zarar verdiğini dile getirerek şunları kaydetti: "İşte sizler de gördünüz, Gazze'de 2 yıl boyunca işlenen cinayetleri, yapılan vahşi soykırımı medeni denilen dünya yalnızca seyretmekle yetindi. Gezi olaylarında İstanbul'a kamp kuran uluslararası medya kuruluşları Gazze'de 270'i aşkın gazeteci öldürülürken meslektaşlarının haberini bile yapmadılar. Şu utanç verici rakamlara özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Gazze'deki okulların yüzde 80'i yani 668 okul binası İsrail bombalarının hedefi olmuştur. 165 okul, üniversite ve eğitim kurumu bu saldırılarda tamamen yakılmış, 392 okul da kullanılamaz hâle gelmiştir. 13 bin 500'ü aşkın öğrenci, 830'un üzerinde öğretmen ve eğitim personeli, 193 bilim insanı ve akademisyen işgal kuvvetleri tarafından şehit edildi. 785 binden fazla öğrenci eğitim hakkından mahrum durumda. Bir defa bunlar savaşın acımasız sonuçları değildir. Burada bilinçli, kasıtlı planlı bir toplu kıyım politikası uygulanmıştır. Bugün 365 kilometrekarelik Gazze milyonlarca ton yıkıntıyla örtülü. Sağlam kalmış, ayakta kalmış bina neredeyse yok. Bakın bunu görmezden gelmek, bunu konuşmamak açık söylüyorum toplu kıyıma ortak olmaktır. Kardeşlerim, biz hiçbir zaman susmadık, bundan sonra da susmayacağız. Dünyanın dört bir yanında nereye gidersek gidelim gittiğimiz her yerde bunu haykıracağız. İşte daha kısa bir süre önce, geçen hafta, biliyorsunuz Güney Afrika'daydım. Orada da bütün oturumlarda bunları haykırdım, bunları konuştum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin de devreye girmesiyle Gazze'de ateşkes sağlandığını ifade ederek "İsrail uyduruk sebeplerle ateşkesi sürekli ihlal ediyor. Hamas'ın, İsrail'in provokasyonlarına rağmen, ateşkesin korunmasında sabırlı bir yaklaşım içinde olduğunu görüyoruz. Bunu da memnuniyetle karşılıyoruz. Kış aylarına girdiğimiz şu günlerde yaralarını sarmaya çalışan Gazze'deki kardeşlerimizin, o çadırların ne durumda olduğunu herhalde televizyonlarda izliyoruz. İnsani yardımları yine de ulaştırmanın gayreti içindeyiz." ifadelerini kullandı. Türkiye olarak adil ve kalıcı barış, ateşkesin muhafazası ve insani yardımlar noktasında üzerlerine ne düşüyorsa yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Elimizdeki konteynerlerden göndermek istiyoruz. İsrail engelliyor, karşı çıkıyor. İnsanlıktan nasibini almamış bir başlarındaki katil var. İki devletli çözüm politikamızı 1967 sınırlarına dayalı, başkenti Doğu Kudüs olan, özgür, egemen ve bağımsız bir Filistin devleti kuruluncaya kadar kararlılıkla sürdüreceğiz. 29 Kasım Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü'nde İsrail saldırılarında şehit olan tüm kahramanlara Rabb'imden rahmet niyaz ediyor, milletim adına Filistinli kardeşlerimizi hürmetle selamlıyorum." diye konuştu. "İyilik, erdem, vicdan ve merhamet gibi kavramlar insanlığın gündeminden çıkarılmaya çalışılıyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim ilim geleneğimizin merkezinde insan, hikmet ve kemalat var. İnsanı dışlayan, hikmete önem vermeyen, tekamülü reddeden bir anlayışın bizim medeniyet tasavvurumuzda yeri yoktur fakat bugün çok önemli bir tehditle karşı karşıyayız. İnsan ve varlık sadece maddi boyuta, sadece yapay bir zemine indirgenmek isteniyor ama az önce işte ilim erbabımızın yapay zekâyı da nasıl tahrif ve tahrip edeceğini gördük. Demek ki ilim bunların inşallah haddinden ve hakkından gelecektir. İyilik, erdem, fıtrat, etik, vicdan ve merhamet gibi kavramlar insanlığın gündeminden çıkarılmaya çalışılıyor." şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum şair ve yazar Sezai Karakoç'un bu hazin tabloyu, "Yığını yığın olmaktan çıkarıp insan toplumu hâline getirecek bir eğiliş, tek kişiye eğiliş, insan malzemesinde insanı arama eğilişi gittikçe tükeniyor. Onun yerine insanın malzemeye indirgenmesi tercih ediliyor. İnsan, sadece malzemesinden ibaretmişçesine kuruluyor kentler, dolduruluyor tarih bantları. Bu gidişle insan tarihinin silineceği ve yerini yapma bir tabiat tarihinin alacağı ne yazık ki muhakkak." sözleriyle resmettiğini aktardı. "Bu topraklarda bin yıldır yan yana yaşayanların kökleriyle bağı kopartılmaya çalışıldı" Karakoç'un tespitlerine açıklık getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Üstadın bahsettiği tarih bantları bizde de on yıllar boyunca tanımadığımız, duymadığımız, kulağımıza yabancı gelen bir sesle doldurulmak istendi. Ecdadın canlarını feda ederek vatan eylediği barış, huzur ve kardeşlik tohumlarıyla yeşerttiği bu topraklarda bin yıldır yan yana yaşayanların kökleriyle bağı kopartılmaya çalışıldı. Türk'üyle Kürt'üyle Arap'ıyla birbirlerinden güç alarak yalnızca kader değil keder birliği de yaparak tek vücut hâline gelen bu millet ve bu milleti bölmeye, parçalamaya, fertleri arasına duvarlar örmeye uğraştılar. Bunda ne yazık ki bir dereceye kadar başarılı da oldular." değerlendirmesini yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "En son grup toplantımızda da ifade ettim. Filistin'de, Suriye'de, Çanakkale'de, Millî Mücadele'nin farklı cephelerinde bizimle omuz omuza çarpışan Arap kardeşlerimizi 'Bizi sırtımızdan vurdular.' diyerek milletimiz nazarında düşman hale getirdiler. Bize bunu söyleyenler, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki kardeşlerimize de Osmanlı'yı kötülediler. 'Türkler buraları sömürdü, ülkenizi işgal etti, kimliğinizi değiştirdi.' diyerek oralardaki kardeşlerimizi bize karşı kışkırttılar. Senarist, dikkat edin aynı. Yapımcı aynı, yönetmen aynı. Sadece oyunun sahnelendiği mekanlar farklıydı. İsrail'in Gazze'ye saldırılarının başlamasıyla 'Toprak sattı. Arkadan vurdu. Bize ihanet etti.' yalanı tekrar köpürtüldü." diye konuştu. "Hep birlikte başaracağız" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletimizin mazlum Filistin halkıyla dayanışmasını engellemek için, bilhassa sosyal medyada ve şovenist basın yayın organlarında büyük bir dezenformasyon kampanyası yürütüldü. Halkı kışkırtan, kutuplaştıran, bu nefret dalgasını körükleyen hesapların çoğunun yurt dışından yönetildiği ortaya çıktı. Sanal alemde kendini muhalif olarak lanse edenlerin önemli bir kısmının Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapan FETÖ'cü hainler olduğu anlaşıldı. Şimdi de Terörsüz Türkiye sürecinde aynı oyunun sahnelenmek istendiğini görüyoruz." şeklinde konuştu. Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemiz ve milletimizle birlikte inşallah tüm bölgenin kaderini değiştirecek, coğrafyamıza huzur, güven, istikrar getirecek, bu stratejik hamlemizin kimleri, hangi aktörleri rahatsız ve tedirgin ettiğinin tabii ki farkındayız. Yarım asırlık bir tezgâhı bozma çabalarımızın kan, gözyaşı ve çatışmadan beslenen hangi güçleri telaşlandırdığını çok ama çok iyi biliyoruz. Onlara sadece şunu söylüyorum, bu sefer muvaffak olamayacaksınız. Allah'ın yardımı, aziz milletimizin duasıyla inşallah bu sefer başaracağız, hep birlikte başaracağız." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Büyük, güçlü, muteber ve muzaffer Türkiye ülkümüzü inşallah kuvveden fiile çıkaracağız. 86 milyonla birlikte kendini bu topraklara ait hisseden on milyonları da yanımıza alarak hep beraber yepyeni bir destan yazmaya başlayacağız. Bu ufka doğru tahriklere kapılmadan, tuzaklara düşmeden sabırlı, samimi, dikkatli ve özgüvenli bir şekilde ilerliyoruz. Hedefe yaklaştıkça süreci rotasından saptırmaya dönük sabotajların, algı çalışmalarının medya operasyonlarının siyaset ve sosyal mühendislik faaliyetlerinin artacağını da şimdiden görebiliyoruz. Bu sefer bunların da üstesinden geliyoruz ve geleceğiz. Terörsüz Türkiye sürecinin başarısı için iktidarımızın da ittifakımızın da devletimizin de kararlılığının tam olduğunun bilinmesini isterim. Türkiye bir yola girmiştir ve inşallah bu yol bizi terörün olmadığı, her karışında kardeşliğin ve huzurun egemen olduğu bir menzile götürecektir."KİMLER NE ÖDÜLÜ ALDI? İlim Yayma Ödülleri 2025 Sosyal Bilimler Ödülü, "Not So Innocent: Clerics, Monarchs, and the Ethnoreligious Cleansing of Western Europe" başlıklı çalışmasıyla Koç Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şener Aktürk'e verildi. Aktürk’e ödülünü Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin takdim etti. 2025 yılı Mühendislik, Sağlık ve Doğa Bilimleri Ödülü'ne, yapay zeka uygulamalarını, akıllı sensörleri ve veri işleme sistemlerini daha hızlı ve verimli hale getiren MEMS nöristör yapısı geliştirmesi dolayısıyla ODTÜ'den Prof. Dr. Barış Bayram layık görüldü. Ödülü, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş takdim etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Ödülleri 2025 Büyük Ödülü'nü, kolay uygulanabilir, güvenilir, düşük maliyetli ve otomasyona uyumlu kolorimetrik TOS yöntemi ve ölçüm kiti geliştirmesi dolayısıyla Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nden Prof. Dr. Özcan Erel'e verdi. İlim Yayma Ödülleri'nin akademi camiasına, ülkeye ve millete hayırlı olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül sahiplerini de tebrik ederek programa katılanlara teşekkür etti.

HEGEM Onursal Başkanı  Solak, “Gençlik tehdit ve tehlike altında“ Haber

HEGEM Onursal Başkanı Solak, “Gençlik tehdit ve tehlike altında“

HEGEM Onursal Başkanı Adem Solak, KGK 5. Medya Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada gençliğin tehdit ve tehlike altında olduğunu dile getirerek, “Gençleri kazanalım derken çok şey kaybediyoruz. Anne ve babalara toplumun her bir ferdine çok büyük görevler düşüyor” dedi ALANYA’DA 41 ülkeden 310 gazetecinin katılımıyla düzenlenen ve 4 gün süren Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) 5. Medya Çalıştayı’nda “Şiddet ve suç oranlarındaki artış” üzerine konuşan Şiddetle Mücadele Vakfı (HEGEM) Onursal Başkanı Adem Solak, "Seri nefret, seri cinayet, seri şiddet sorunu toplumu geriyor ve kaygı duymasına neden oluyor. Şiddet ve suç oranlarındaki artış meşru hale geldi sanki. Böyle giderse durum vahim. Gençlik tehdit ve tehlike altında. 14 bin liseli genç üzerinde yapılan araştırmada gençlerin diğer insanlardan yüzde 90 oranında nefret eder hale geldiğini öğrendik. Bu çok zor bir süreç. Türkiye de terör ile mücadele edilecekse önce şiddet sorunu, suç oranlarındaki artış çözülmeli " dedi. ‘LİSELERDE REHBERLİK SERVİSİNE BAŞVURAN ÖĞRENCİ ORANI SADECE YÜZDE 2’ Liselerde rehberlik servisine başvuran öğrenci oranının sadece yüzde Liselerde rehberlik servisine başvuran öğrenci oranının sadece yüzde 2 olmasının çok çarpıcı olduğunu dile getiren Solak, "Milli eğitimde rehberlik hizmetleri ciddi yetersizlikler içinde. Şiddet Önleme Danışmanı aktörlerinin ve okul/aile eksenli 'Yeminli Sosyal Arabuluculuk Modeli'nin acilen yaygınlaştırılması gerekli. Çocuklar ve gençlik boyutunda 'Radikal Şiddet Aşaması' noktasına gelindi artık. İllerde ayrıntılı çocuk ve aile odaklı çok sektörlü ve çok disiplinli sosyal risk analiz çalışmaları acilen yapılmalı. Önleyici sosyal hizmet modelleri elde edilecek bilimsel verilere göre hayata geçirilmelidir" şeklinde konuştu. ‘18-24 YAŞ ARASI GENÇLERİN ÜÇTE BİRİ NE OKULDA NE İŞTE YER ALIYOR’ Le Monde Gazetesi’nin ‘Türkiye gençliğin tamamını kaybetme riskiyle karşı karşıya’ başlıklı haberini hatırlatan Adem Solak, "Bir çok rapora dayanan haberde Türkiye’deki eğitim sistemindeki endişe verici kalite düşüşü ve bu nedenle 18-24 yaş grubundakilerin üçte birinin ne okulda ne işte yer aldığı vurgulanmıştı. Gençleri kazanalım derken çok şey kaybediyoruz. Anne ve babalara toplumun her bir ferdine çok büyük görevler düşüyor" açıklamasında bulundu.

KGK MEDYA DİPLOMASİSİNİN MERKEZ ÜSSÜ OLMA YOLUNDA Haber

KGK MEDYA DİPLOMASİSİNİN MERKEZ ÜSSÜ OLMA YOLUNDA

Mehmet Gürhan / Alanya 41 ülkeden 310 gazetecinin katılım gösterdiği Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) 5. Medya Çalıştayı, Türkiye’nin medya diplomasisindeki etkisini ve uluslararası iletişim yeteneğini yeniden gözler önüne serdi. Çalıştaya Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, eski Dışişleri Bakanı ve Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman da katıldı. Bakan Uraloğlu’na burada İsmail Gaspıralı Hizmet Ödülü sunuldu. Çalıştayda medya diplomasisinin geleceği, dijitalleşme süreci, toplumsal sorumluluk ve etik yayıncılık konuları derinlemesine tartışıldı. 41 Ülkeden 310 Gazeteci Aynı Platformda Buluştu Küresel Gazeteciler Konseyi’nin beşincisini düzenlediği medya çalıştayı, hem kapsamıyla hem de katılımcı profili ile dikkat çekti. Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyadan gelen 310 gazeteci, medya diplomasisi ve iletişimdeki yenilikleri tartışmak için bir araya geldi. Çalıştay, basit bir mesleki buluşmanın ötesine geçerek, ülkeler arasında diyalog ve anlaşma gücünün arttığı küresel bir platform haline geldi. Üç Meclis Bir Arada: Yaygın, Yerel ve Dış Medya Oturumları Etkinliğin sabah oturumunda, KGK’ye bağlı üç ana meclis Yaygın Medya Meclisi, Yerel Medya Meclisi ve Dış Medya Meclisi ayrı ayrı toplantılar düzenledi. Oturumlarda, medya sektöründeki güncel sorunlar ve çözüm önerileri konuşuldu. Öne çıkan konular arasında, yerel medyanın dijital dönüşümü, basın çalışanlarının mesleki dayanışmasının artırılması, uluslararası haber iş birliklerinin güçlendirilmesi ve kamu diplomasisi faaliyetlerinin medya aracılığıyla yaygınlaştırılması yer aldı. Medya Diplomasisinin Gücü Konuşuldu Küresel Gazeteciler Konseyi Genel Başkanı Mehmet Ali Dim, açılış konuşmasında medyanın sadece bilgi veren bir araç olmadığını, toplumlar arasında güven ve barış yaratma gücüne sahip olduğunu belirtti: “Gazetecilik artık sadece haber yazmak değil, ülkeler arasında anlayış, empati ve güven oluşturmak demektir. Bu çalıştay da bu misyonu gerçekleştirme isteğidir.” Bakan Uraloğlu: Medya ve Haberleşme Türkiye’nin Önceliği Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Küresel Gazeteciler Konseyi 5. Küresel Medya Buluşması’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin medya ve iletişimdeki dönüşümünü vurguladı. Bakan Uraloğlu, tarafsız ve özgür basının demokratik devletlerin başlıca güçlerinden biri olduğunu söyleyerek, gazetecilerin toplumun doğru ve eksiksiz bilgi alımındaki rolünün önemine değindi. “Gazetecilik sesini ne kadar güçlü çıkarırsa, toplumun talepleri de kamuoyuna o denli iyi yansır” ifadelerine yer verdi. 5G ve Dijital Dönüşüm ile Medya Gücü Artacak Bakan, Türkiye’de başlatılan 5G altyapısıyla iletişim hızının 10 kat artacağını ve gazetecilerin 8K görüntü kalitesinde kesintisiz canlı yayın yapabileceğini ifade etti. Bu yenilikler, medya mensuplarının haber toplama, doğrulama ve yayma faaliyetlerini kolaylaştıracak ve anlık habercilikte zirveye çıkacaklarını kaydetti. Uraloğlu, hızlı dijitalleşmenin gazetecilere daha büyük sorumluluk yüklediğini ifade etti ve doğru, tarafsız haberin önemine vurgu yaptı. “Dezenformasyonun önüne geçilmesinde, gerçek haber peşinde olan dürüst basın mensuplarımız önemli görevler gerçekleştirmektedir” dedi. Türkiye’nin Haberleşme ve Dijital Altyapı Başarıları Bakan, geniş bant ve mobil abone sayısının 97 milyona ulaştığını, fiber altyapının 88 binden 638 bin kilometreye yükseldiğini belirtti. Ayrıca, TÜRKSAT 6A uydusunun hizmete sunulmasıyla Türkiye’nin kendi uydusunu üreten 11 ülkeden biri hâline geldiğini hatırlattı. Küresel Gazeteciler Konseyi’nden Bakan Uraloğlu’na Ödül Alanya’da düzenlenen Küresel Gazeteciler Konseyi 5. Küresel Medya Buluşması’nda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na “İsmail Gaspıralı Hizmet Ödülü” takdim edildi. Bu ödül, basın ve medya alanındaki çalışmaları ve Türkiye’nin iletişim altyapısına yaptığı katkılardan dolayı Bakan Uraloğlu’na verildi. KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim, ödülün, ulaştırma, iletişim ve medya diplomasisine hizmet eden isimleri onurlandırmayı amaçladığını belirtti. Uluslararası Medya İş Birlikleriyle Güçlü Protokoller Çalıştayın en dikkat çeken kısımlarından biri, medya kurumları arasında imzalanan uluslararası iş birliği protokolleri oldu. Bu bağlamda Küresel Gazeteciler Konseyi ve TÜRKSOY ile medya ve kültürel bağları güçlendirecek bir iş birliği anlaşması imzalandı. TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, imza töreninde yaptığı konuşmada, Türk dünyasının ortak medya diline duyduğu ihtiyacı vurguladı. İmza töreni öncesinde katılımcılara seslenen TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, “TÜRKSOY olarak biz, kültürümüzü sürekli yeniden üretme; ortak dilimizi, düşünce birliğimizi koruma ve geliştirme görevindeyiz. Bugün burada, Türk dünyası medyasıyla Küresel Gazeteciler Konseyi arasında imzalanan bu mutabakat zaptı, bu anlayışın somut bir adımıdır. Bu iş birliği, Türk dünyasının medya temsilcileri arasında ortak bir dil ve vizyon oluşturmayı, haber akışındaki dayanışmayı ve bilgi paylaşımını artırmayı hedeflemektedir. Medya ve iletişim alanında Türk dünyasında ortak anlayışın, kültürel değerlerin ve karşılıklı görünürlüğün pekişmesi için çalışmalarımızı küresel ölçekte sürdürüyoruz. Yayın Medya Meclisi, Yerel Medya Meclisi ve Dış Medya Meclisi gibi çeşitli oturumların düzenlendiği bu ulusal ve uluslararası platformlar, bu hedeflerin en önemli zeminini oluşturmaktadır. Bugün imzalanan mutabakat, sadece kurumlarımız arasındaki bir anlaşma değil; Türk dünyasının ortak geleceği için, daha gür bir ses duyurma iradesine verilmiş bir taahhüttür.” dedi. Öte yandan, Küresel Gazeteciler Konseyi ile Azerbaycan Matbuat Şurası arasında basın alanında tecrübe paylaşımı ve ortak etkinliklerin oluşturulmasını içeren bir protokol yılmazken, İnternet Gazetecileri Federasyonu (İGF) ile dijital medya eğitimi ve içerik paylaşımı konularında uzlaşma sağlandı. Yeni Medya Dünyasında Dönüşüm ve Sorumluluk Paneli: Medyanın Toplumsal Rolü ve Dijitalleşmenin Etkileri Tartışıldı Medya dünyasındaki dönüşümün ele alındığı “Yeni Medya Dünyasında Dönüşüm ve Sorumluluk” başlıklı panel, çalıştayın ikinci bölümü olarak iki ayrı oturumda düzenlendi. Akademisyenler, gazeteciler ve sektör temsilcileri katılımıyla gerçekleştirilen panelde, medyanın toplumsal etkileri, etik sorumluluklar ve dijitalleşmenin getirdiği yeni dinamikler tartışıldı. Medyanın Toplumsal Rolü Panelinde Etik ve Toplumsal Sorumluluk Masaya Yatırıldı Küresel Gazeteciler Konseyi 5. Medya Çalıştayı kapsamında düzenlenen “Medyanın Toplumsal Rolü” panelinin ilk oturumunda, medyanın toplumsal yapı üzerindeki etkisi, aile içindeki rolü ve şiddetle mücadeledeki sorumluluğu detaylıca ele alındı. Prof. Dr. Zakir Avşar, medyanın aile birlikteliğini güçlendirme ve koruma yönündeki fonksiyonlarını belirtti, Batuhan Aybers ise Avrupa Birliği’nin medya alanındaki destek yöntemlerini ve uluslararası işbirliği fırsatlarını paylaştı. Adem Solak ise şiddeti önleme yolunda medyanın üstlendiği etik sorumluluklar ve toplumsal barışa yanıt veren habercilik prensipleri üzerine durdu. Panel oturumunda, medyanın yalnızca haber veren bir araç olmaktan öte, toplumsal bilinç ve dayanışma kültürünü güçlendiren bir unsur olduğu vurgulandı. Katılımcılar, medya çalışanlarının doğru ve etik habercilik anlayışıyla topluma rehberlik etmesinin önemini vurguladı ve gazeteciliğin hem demokratik süreçlerde hem de günlük yaşamda toplumsal faydayı arttıran bir güç olduğuna işaret etti. Dijitalleşen Dünyada Gazeteciliğin Yeni Yüzü Paneli, Medya Etiğini ve Teknolojiyi Tartıştı Çalıştay çerçevesinde düzenlenen “Dijitalleşen Dünyada Gazeteciliğin Yeni Yüzü” paneli, dijital dönüşümün habercilik üzerindeki etkileri ve teknolojinin medya etiğine yansımalarını masaya yatırdı. Mustafa Yüce, geleneksel medya yapıların dijital platformlara uyum süreçlerini değerlendirirken, Burak Torun yapay zekânın haber üretim boyunca kullanım alanları ve bu konudaki etik tartışmaları anlattı. M. Barbaros Koçanlı, sosyal medyanın bilgi kirliliğini önlemede doğru stratejik kullanımı üzerine vurgu yaptı. Panelde öne çıkan ortak görüş, dijital çağ ile gazeteciliğin yalnızca hız ve teknikle değil, doğruluk, güven ve etik sorumluluk prensipleriyle yeniden şekillendiği oldu. Katılımcılar, hem geleneksel hem dijital mecralarda doğru bilgi üretimi ve sorumlu gazetecilik anlayışının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Karşılıklı görüş alışverişi ile geçen oturumda, medya dünyasında bilinçli, sorumlu ve toplumsal faydayı önceleyen bir habercilik anlayışının önemi bir kez daha gözler önüne serildi. “Gazetecilik, Küresel Barışın Anahtarıdır” Çalıştayın sonunda belirlenen ortak vurgu, medyanın yalnızca bir haber aracı değil, dünya genelinde barış, anlaşma ve dayanışmayı güçlendiren bir diplomasi dili olduğuydu. Küresel Gazeteciler Konseyi’nin beşinci çalıştayı, Türkiye’nin medya diplomasisinde merkez bir ülke olarak konumunu pekiştiren bir adım olarak değerlendirildi.

KGK davetlisi  yabancı Gazeteciler Asrın İnşasına şaştı kaldı Haber

KGK davetlisi yabancı Gazeteciler Asrın İnşasına şaştı kaldı

Depremin yaralarını sarmak için yürütülen “asrın inşa seferberliği” uluslararası kamuoyunun da dikkatini çekti. 20’ye yakın ülkeden gelen Küresel Gazeteciler Konseyi (Global Journalism Council) dış temsilcisi ve diğer ülkelerden gelen bir çok gazeteci, Türkiye’nin deprem bölgesinde yürüttüğü yeniden yapılanma çalışmalarını yerinde inceledi. Uluslararası gazeteciler, “Türk Hükümetinin vatandaşına verdiği önem ve çalışma hızına şaırdık kaldık” dediler. Hatay’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından düzenlenen toplantıda, yerli ve yabancı basın mensuplarına depremden etkilenen 11 ildeki inşa süreci hakkında bilgi verildi. Bakan Kurum, deprem bölgesinde 3 bin 481 şantiyede yaklaşık 200 bin mimar, mühendis ve işçinin görev yaptığını belirterek, “Her saat 23, her gün 550 konut inşa ediyoruz. Yıl bitmeden 453 bin konutun tamamını hak sahiplerine teslim edeceğiz” dedi. YABANCI GAZETECİLERDEN ÖVGÜ: “HAYAT YENİDEN BAŞLAMIŞ” Hatay ve çevresindeki konut alanlarını ziyaret eden yabancı gazeteciler, gördükleri hız ve koordinasyondan etkilendiklerini dile getirdi. KGK Dış Temsilcileri ile birlikte diğer yabancı basın mensupları yorumları şöyle: “Depremden sonra burada kelimenin tam anlamıyla hiçbir şey yoktu; bugün hayat dolu, umut dolu bir tablo var.” “Yapılan çalışmalar sadece Türkiye için değil, dünya için de örnek bir model oluşturuyor.” “Yalnızca iki yılda bu kadar insana güvenli konut sağlanması, Türk hükümetinin halkına verdiği önemin en somut göstergesi.” TÜRKİYE, YENİDEN İNŞA SÜRECİNİ DÜNYAYA ANLATIYOR Bakan Kurum, toplantının ardından yaptığı değerlendirmede, “Bu süreç sadece binaların değil, şehirlerin ve hayatların yeniden inşasıdır. Türkiye, dayanışma gücüyle yeniden doğuyor” ifadelerini kullandı. Ziyaretin sonunda uluslararası gazeteciler, deprem bölgesinde sürdürülen çalışmaların “dünyaya örnek olacak bir hız ve kararlılıkla yürütüldüğü” görüşünde birleşti. “GÖRDÜĞÜM ESERLER BENİ GERÇEKTEN ÇOK ETKİLEDİ” Uruguay’dan gelen gazeteci Mariana Andrea Mendez Ruker, asrın inşa seferberliğinden çok etkilendiğini belirterek, “Gördüğüm eserler beni gerçekten çok etkiledi. Depremden sonra burada kelimenin tam anlamıyla hiçbir şey yoktu ve bugün hayat dolu ve başarılarla dolu” dedi. Türk-Arap Dostluk Derneği Başkan Yardımcısı Mohammed Ali Bakhıt AlNahari, “Yapmış olduğunuz büyük proje gerçekten uluslararası anlamda bir iz bırakmış durumda. Bu projeleri nasıl koruyacaksınız?” diye sordu. Bakan Kurum, “Dünyanın en iyi mimarlarıyla tasarımlarımızı yaptık. Ve bu tasarımları da her şehrin o demografik yapısı yaşasın, ihtiyaçları giderilsin bakış açısıyla yapmaya çalıştık. Bütünün parçalarını da teker teker inşa ettik, aslında puzzle'ı birleştirdik. Ve bunu korumak istiyoruz. Aslında ilham aldığımız da tarihimiz, ecdadımızın bize bıraktıkları. Bunu yenileyerek günümüzde ihtiyaçlarını karşılayacak bakış açısıyla yapıyoruz” cevabını verdi. “OLAĞANÜSTÜ BİR İŞ” Mekke’den gelen gazeteci Ahmed Halabi Salih ise “Yapılan binalarla ilgili ve bu görmüş olduğumuz olağanüstü işle ilgili yapmış olduğunuz bu hızdaki inşaat süreci sadece Türkleri değil bütün Müslüman toplumları gururlandırmıştır” yorumunu yaptı. Bakan Kurum, da Suudi Arabistan, Azerbaycan gibi deprem sürecinde katkı sağlayan tüm dost ve kardeş ülkelere teşekkür etti. “BİZ DE TÜRKİYE GİBİ HALKIYLA BÜTÜNLEŞMİŞ BİR ÜLKE OLMAYI İSTERDİK” Latin Amerikalı Roberto Trobajo Hernandez de 11 ilde yürütülen çalışmaları takdirle karşıladıklarını belirterek, “Türk hükümeti beni her zaman şaşırtıyor ve ortaya çıkarttığınız eserlerin başarısı sorgulanamaz bile. Bazen muhalefet, sırf muhalefet olsun diye muhalefet yapıyor ve halkı umursamıyor. Eserler gerçeği söyler. Öncelikle Türkiye Hükümeti'ni kutluyorum ve bu öğretiler için teşekkür ediyorum; yalnızca 2 yılda bu kadar insana konut sağlamış olması bana Türk hükümeti için Türk halkından daha önemli bir şey olmadığını gösteriyor. Diğeri; Latin Amerika'da da halkımıza karşı Türkiye gibi olmak isteriz” dedi. Bunun üzerine Bakan Kurum, “Dünyanın neresine giderseniz gidin bizdeki muhalefeti bulamazsınız. O yüzden bunu (muhalefeti) örnek almayın” şeklinde karşılık verdi. BAKAN KURUM GAZETECİLERLE HATAY SOKAKLARINI DOLAŞTI Bakan Kurum daha sonra basın mensuplarıyla birlikte, Tarihi Meclis Binası, Atatürk Caddesi’nde ve Antakya merkezde incelemelerde bulundu. Hatay’daki son durum hakkında bilgi veren Bakan Kurum, “Tarihi ihya projeleri aslına uygun bir şekilde bu alanda devam ediyor. Şehrin kalbi diyeceğimiz şehir ve bölgemiz için çok önemli Asi Nehri’nin ihyası da burada yapılıyor. Kenarında huzurla vakit geçirilebilecek bir alanı Hatay’a kazandırıyoruz. Hatay’da 86 bin konutu inşa ettik yıl sonu itibarıyla bu sayı 153 bine çıkacak. Tarihiyle, kültürüyle, medeniyetler beşiği, kardeşliğin şehri Hatay ayağa kalkmış olacak” diye konuştu.

Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti'nin 102. kuruluş yıl dönümünde konuştu Haber

Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti'nin 102. kuruluş yıl dönümünde konuştu

Türkiye Cumhuriyeti'nin 102. kuruluş yıl dönümü tüm yurtta törenlerle kutlanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki devlet erkanı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyet'in ilanının 102. Kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Anıtkabir'i ziyaret etti. Erdoğan ve devlet erkanı Aslanlı Yol’dan yürüyerek Atatürk’ün mozolesine geldi. Cumhurbaşkanı, Atatürk’ün mozolesine kırmızı ve beyaz karanfillerle süslü çelengi bıraktı. Devlet erkanı önce saygı duruşunda bulundu ardından İstiklal Marşı okudu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve protokolde yer alan devlet erkanı, daha sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti. Erdoğan, burada Anıtkabir Özel Defteri'ni imzaladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, deftere şunları yazdı: Aziz Atatürk, Cumhuriyetimizin 102. yıl dönümüne kavuşmanın gururunu yaşadığımız bu önemli günde zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı ve aziz şehitlerimizi bir kez daha şükranla yad ediyorum. Sınırlarımız içinde ve ötesinde yaşayan tüm vatandaşlarımızın, dost ve kardeşlerimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı canıgönülden tebrik ediyorum. Bundan 102 sene evvel uğruna nice vatan evladını şehit vererek kurduğumuz Türkiye Cumhuriyeti'ni, işaret ettiğiniz şekilde muasır medeniyetler seviyesinin de üstüne çıkarmak amacıyla tam bir kararlılık içinde çalışıyoruz. Küresel ölçekte ülkemizin itibarını artırırken içeride de yatırım ve kalkınma seferberliğimizi kesintisiz bir şekilde sürdürüyoruz. Hedeflerimize yaklaştıkça şahsımıza ve hükümetimize yönelik saldırıların cephesi genişliyor olsa da yolumuzdan dönmeyecek, Allah'ın izni, aziz milletimizin desteğiyle büyük ve güçlü Türkiye'yi en büyük eserimiz olarak evlatlarımıza emanet edeceğiz. Ruhun şad olsun. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tebriklerini kabul etti Erdoğan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Anıtkabir'deki törenin ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne geçti. Buradaki törende, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, TBMM üyeleri, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Ankara Valisi Vasip Şahin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, kamu kurumlarının yöneticileri, Ankara'da görevli büyükelçiler, yabancı misyon şefleri, uluslararası kuruluşların temsilcileri, Erdoğan'a bayram tebriklerini sundu. Törende, başkentte görevli çeşitli rütbelerden askeri personel de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tebriklerini iletti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.