Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Eğitim

Hergungazete Türkiye'nin haber birikimi - Eğitim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Ramazanın "mübarek adabını, muazzam ahlakını, muazzez manasını" yeni yetişen nesillere öğretmeliyiz " Haber

"Ramazanın "mübarek adabını, muazzam ahlakını, muazzez manasını" yeni yetişen nesillere öğretmeliyiz "

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, ramazanın dayanışma ve yardımlaşma duygusunun şahikası, milli ve manevi değerlerin şah damarı olduğunu söyledi. Ramazanın "mübarek adabını, muazzam ahlakını, muazzez manasını" yeni yetişen nesillere öğretmenin, herkesin münhasır görevi olması gerektiğini belirten Bahçeli, her dönemde bundan rahatsızlık duyan "köksüzlerin" olduğunu ve olacağını ifade etti. Devlet Bahçeli, "Fakat bir türlü anlamadığımız, anlayamadığımız açmaz da esasen şudur: Manevi erimenin ve ahlaki erozyonun küresel salgın halini aldığı, her cepheden tehditler savurduğu bugünkü dünyanın alaca karanlık tablosunda çocuklarımızı düşünmeyelim mi? Onları Müslüman Türk milletinin haslet ve hususiyetleriyle teçhiz etmeyelim mi? Geleceğimiz için kaygılanmayalım mı? Ne yapsaydık? Akışa mı bıraksaydık? Üç maymunu mu oynasaydık? 'Ölen öldü, kaybolan kayboldu, tükenen tükendi, elden ne gelir, kalanlar bizim' mi deseydik?" değerlendirmesinde bulundu. Milli Eğitim Bakanlığının 12 Şubat 2026'da Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında ramazan ayıetkinlikleri konulu bir genelge yayımladığını hatırlatan Bahçeli, bu şekilde yerinde ve kıvamında bir adımla doğrusunun yapıldığını kaydetti. Bu durumu takdir ve tebrik ettiklerini söyleyen Bahçeli, "Yine bugünlerde dağa taşa Allah dedirten, her yaş grubunda gözkamaştıran bir akıma dönüşen 'Kabe'de hacılar hu der Allah' isimli ilahiyi ve bu ilahiyi seslendiren kardeşimizi de gönülden alkışlıyoruz" diye konuştu. Bakanlığın genelgesinde özetle Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 2. maddesine atıfla Türk milli eğitiminin genel amacının milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren, bu değerleri davranış haline getirmiş bireyler yetiştirmek olduğunun kaydedildiğini aktaran Bahçeli, "Türk milletinin sağduyu ve vicdan sahibi hangi mensubu bu gerçekleri inkar veya ihmal edebilecektir?" sorusunu yöneltti. MHP lideri Bahçeli, İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 1. maddesinin açık olduğuna işaret ederek, ilköğretimin öğrencilerin bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişimlerine hizmet eden temel bir eğitim süreci olduğunu belirtti. "Bu genelgenin neresi yanlıştır?" Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin insanı ruh ve beden bütünlüğü içinde ele alan, bilgiyi ahlaki sorumlulukla bütünleştiren bütüncül bir eğitim sistemine dayandığını ifade eden Bahçeli, genelgede yer aldığı üzere, bu modelin merkezinde, erdem, değer, eylem çerçevesi, değerlerin öğrenciler tarafından içselleştirilerek günlük yaşamlarında davranışa dönüşmesinin esas olduğunu söyledi. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ramazan ayı boyunca, öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeye, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazandırmaya, dayanışma duygularını güçlendirmeye yönelik eğitsel, sosyal etkinliklerin planlanarak uygulanmasının önemi, anılan genelgede ifade bulmuş ve talimat mahiyetiyle de ilan edilmiştir. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza götürüp düşününüz, Türkiye'nin 'Talibanlaştığına' dair en ufak bir emare, en küçük bir delil göreniniz var mıdır? Ramazan ayı etkinliklerine 'Talibanlaşma' ve 'gericilik' diye yaygara koparanlar, hakiki manada yobaz değiller midir? Merhum Cemil Meriç'in ifadesiyle söylersek, yeni yobazlık, kendimize ait mukaddese kulaklarımızı tıkayış ve kendimizden kaçış olarak tanımlanmayacak mıdır? 'Maarifin Kalbinde Ramazan' şenliklerinin neresinde sakınca vardır?

KGK, depremin yıldönümünde Hatay’da Haber

KGK, depremin yıldönümünde Hatay’da

Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK), 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde Hatay Valiliği’nin ev sahipliğinde Hatay’da 2 gün süren anlamlı bir buluşmaya imza attı. KGK heyeti, Hatay’da deprem sonrası yapılan çalışmaları yerinde gördü ve Hatay Valisi Mustafa Masatlı ile de bir araya gelerek kentin deprem sonrası yeniden yapılanma sürecine ilişkin kapsamlı bilgi aldı. Vali Masatlı, Antakya’da dünyada tek örnek olan The Museum Hotel’de kahvaltı eşliğinde gerçekleşen toplantıda, gazetecilere 6 Şubat 2023’te yaşanan ve “asrın felaketi” olarak nitelendirilen depremlerin ardından Hatay’da yürütülen çalışmaları ve kentin yeniden ayağa kalkma sürecini tüm yönleriyle anlattı. Toplantıda, Küresel Gazeteciler Konseyi Genel Başkanı Mehmet Ali Dim, Genel Başkan Yardımcısı Savaş Çokduygulu ile Danışma Kurulu Başkanı Prof Dr Levent Eraslan ve depremden etkilenen yakın illerden gelen Meral Ay (G. Antep-GRT), Cemil Yıldız (Hatay), Bekir Doğan (K. Maraş), Abdullah Biçer(Mersin-Kanal 7) ve Mahmut Özbalcı (Kilis-TRT) konseyin il temsilcileri ve üyeleri ile yaygın medyadan Yaşar Önel (Sabah), Adnan Türkkan (Ulusal Kanal), Sabri Çağlar (Lider TV), Ümit Kozan (Ajans Haber), Sezer Altan (Posta), Sefa Saygıdeğer (5 Ocak) ve dış medyadan Deniz Büstani (Suriye), Daryanur Jafarova (Azerbaycan) gibi bazı gazeteciler yer aldı. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Vali Mustafa Masatlı, sunum eşliğinde yapılan ve yürütülmekte olan çalışmalar hakkında geniş bilgi verdi. Vali Mustafa Masatlı; barınma, altyapı, kalıcı konut projeleri, tarihi ve kültürel mirasın korunması ile sosyal yaşamın yeniden canlandırılmasına yönelik atılan adımları detaylarıyla aktardı. Devletin tüm imkânlarıyla Hatay’da sahada olduğunu vurgulayan Masatlı, koordinasyon içinde yürütülen çalışmalarla kentin geleceğinin yeniden inşa edildiğini ifade etti. Kahvaltı sonrasında yapılan toplantı boyunca KGK üyeleri, deprem sonrası sürecin geldiği noktaya ilişkin sahadan gözlemlerine dayanarak merak edilen konuları Vali Masatlı’ya sordular. Vali Masatlı, soruları içtenlikle yanıtlayarak Hatay’ın toparlanma sürecinde gelinen aşamayı rakamlar ve projeler üzerinden anlattı. HATAY’DA DEPREM SONRASI DEV YATIRIMLAR Hatay Valisi Mustafa Masatlı, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Hatay’da devlet tarafından hayata geçirilen yatırım ve çalışmalarla ilgili kapsamlı bir değerlendirme yaptı. “6 Şubat 2023’ten bu yana devletimizce Hatay’ımıza yapılan yatırımlar” diyerek konuşmasına başlayan Vali Masatlı, kentin yeniden ayağa kaldırılması için tüm alanlarda yoğun bir çalışma yürütüldüğünü vurguladı. Vali Masatlı’nın paylaştığı bilgilere göre, depremden Hatay’da 15 ilçe ve 1 milyon 686 bin 43 kişi etkilendi. Toplam 90 bin 308 binanın enkazı kaldırılırken, orta ve üzeri hasar gören 334 bin 132 bağımsız bölüm tespit edildi. Yaklaşık 37,8 milyon metrekarelik alanda yürütülen çalışmalar kapsamında 41 milyon ton enkaz kaldırıldı. 170 BİNİ AŞKIN HAK SAHİBİ Hak sahipliği çalışmalarında toplam 170 bin 97 kişi belirlendi. Bunların 148 bin 774’ü konut, 21 bin 420’si iş yeri, 783’ü ise ahır hak sahibi oldu. AFAD destekleri kapsamında 41 bin 957 konteyner kuruldu, 208 bin 255 kişiye taşınma yardımı, 35 bin 340 kişiye kira desteği sağlandı. Esenkart desteği 1,8 milyar TL’ye ulaşırken, vefat destek ödemeleri 1,7 milyar TL olarak gerçekleşti. Prefabrik iş yerleri ve Tarihi Uzun Çarşı projeleri de hayata geçirildi. KONUT VE İŞ YERİ İNŞASI HIZ KESMEDİ Konut yapım çalışmalarında TOKİ tarafından 134 bin 684 konut ve 10 bin 774 iş yeri inşa edildi. Emlak Konut eliyle 26 bin 567 konut ve 4 bin 980 iş yeri yapılırken, Yapı İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 17 bin 369 kırsal afet konutu tamamlandı. Yerinde dönüşüm için ise 95 bin 582 başvuru alındı. ALTYAPIDAN SAĞLIĞA KAPSAMLI YATIRIMLAR Altyapı ve çevre alanında Anadolu’nun en büyük atık su tüneli olan 11,2 kilometrelik proje hayata geçirildi. İskenderun Sahil Düzenleme Projesi tamamlanırken, Reyhanlı’nın içme suyu sorunu çözüldü. Altı ilçede içme suyu altyapısı yenileniyor. Tarihi Uzun Çarşı ve Kurtuluş Caddesi yeniden inşa edildi. Sağlık alanında ise 550 yataklı Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 300 yataklı Defne Devlet Hastanesi, 200 yataklı İskenderun Devlet Hastanesi, 140 yataklı Payas, Erzin ve Altınözü Acil Durum Hastaneleri, 100 yataklı Hassa, 75 yataklı Arsuz ve 25 yataklı Belen Devlet Hastaneleri hizmete açıldı. 600 yataklı İskenderun Devlet Hastanesi’nin yapımı sürerken, 1000 yataklı Şehir Hastanesi ihale sürecine alındı. EĞİTİM, ULAŞIM VE KÜLTÜRDE YENİDEN YAPILANMA Depremde 210 eğitim kurumu ağır hasar alırken veya yıkılırken, 225 yeni okul tamamlandı. 927 okulda bakım ve onarım yapılırken, 145 okul güçlendirildi. Ulaştırma ve altyapı yatırımları kapsamında İskenderun sahil tahkimatı ve balıkçı barınakları, Antakya–Reyhanlı–Altınözü, Antakya–Yayladağı ve Dörtyol–Erzin yolları, İskenderun OSB bağlantı yolları, havalimanı onarımı ve yeni pist çalışmaları gerçekleştirildi. Çukurova–İskenderun demiryolu bağlantısı ile Dörtyol–Hassa otoyol ve demiryolu projeleri hayata geçirildi. Kültür ve turizm alanında Cemil Meriç İl Halk Kütüphanesi, Hatay Edebiyat Müze Kütüphanesi ve Reyhanlı Kütüphanesi açıldı. St. Pierre Kilisesi’nin restorasyonu tamamlanırken, 17 sivil mimari taşınmazda uygulama yapıldı, 550 kültür varlığı muhafaza altına alındı. TARIM, GENÇLİK VE SOSYAL HİZMETLER Tarım ve Orman alanında 1.987 büyükbaş, 7.767 küçükbaş hayvan dağıtıldı. Ayrıca 9 bin sumak, 8 bin 800 alıç fidanı, 13 bin 777 kanatlı hayvan, 8 bin 707 ana arı ve 3,4 milyon sebze fidesi üreticiyle buluşturuldu. Hatay Zeytincilik Araştırma Enstitüsü tamamlandı. Gençlik ve Spor yatırımları kapsamında Antakya’da 1000, İskenderun’da 750 ve Kırıkhan’da 198 kişilik öğrenci yurtları ile 105 halı saha ve 2000 kişilik kapalı spor salonu inşa edildi. Sanayi ve Teknoloji alanında Antakya Sanayi Sitesi, Erzin, Kırıkhan ve Altınözü OSB altyapı çalışmaları, Hatay Ayakkabıcılık Ortak Kullanım Tesisi ve Amanos Topraksız Tarım Tesisi hayata geçirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler kapsamında Serdar Demir Çocuk Evleri Sitesi, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Sosyal Hizmet Merkezleri, Engelsiz Yaşam Merkezi, huzurevi ve kadın konukevleri projeleri yürütüldü. Toplam 830 bin 64 kişiye psikososyal destek sağlandı. Ayrıca 118 cami yeniden inşa edilirken, 134 caminin tadilat ve onarımı tamamlandı, 172 konteyner mescit ve 48 Kur’an kursu hizmete açıldı, 12 yeni Diyanet Gençlik Merkezi kuruldu. TEŞEKKÜR PLAKETLERİ KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim ve Genel Başkan Yardımcısı Savaş Çokduygulu, Hatay Valisi Mustafa Masatlı’ya buluşmanın anısına bir şükran plaketi takdim ettiler. Vali Masatlı da KGK Genel Başkanı Dim ve Çokduygulu’ya bir plaket sunarak buluşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

İlim Yayma Ödülleri Erdoğan tarafından verildi Haber

İlim Yayma Ödülleri Erdoğan tarafından verildi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İlim Yayma Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti işbirliğinde Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen İlim Yayma Ödülleri programında, her detayıyla irfan hazinesi, her veçhesiyle hikmet nişanesi hem ilmin hem de alimlerin şehri İstanbul'da katılımcılarla bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşadığını söyledi. Temelleri 2017 yılında atılan, ilki 2019'da düzenlenen, bu yıl dördüncüsü tertiplenen İlim Yayma Ödülleri vesilesiyle bir araya geldiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'un yanı sıra farklı şehirlerden ve yurt dışından programa teşrif eden misafirlere, "Hoş geldiniz." dedi. "İlim meclisi" olarak gördüğü bu törene emeği geçenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek Türkiye'de gerekse dünyanın farklı yerlerinde akademik faaliyetler icra eden, emeğini, gayretini, cehdini, alın ve fikir terini ilmi çalışmalara teksif eden akademisyenlere selam, saygı ve muhabbetini iletti. Tören vesilesiyle üç farklı kategoride ödülleri takdim edilen bilim insanlarını tebrik eden ve nice muvaffakiyetler dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyük Ödül" kategorisinde ödül alan bilim insanı ile yaşadığı diyaloğu aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizi daha önce tanıyordum." dediği akademisyenin, "Bu dördüncü ödül alışım." yanıtını verdiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyük Ödül sahibi olan hocamız aynı zamanda bir de vakıf tarafından tabii 5 milyon lira ödülle mükafatlandırıldı. Diğer hocalarımız da ikişer milyon ödülle taltif edildi. Bunlar da bizim için ayrı bir gurur vesilesi." ifadesini kullandı. Yeni ve nitelikli eserleriyle bir yandan bilim müktesebatına katkılar yapan, diğer yandan gelecekteki çalışmaların önünü açan ilim erbabına kendisi ve Türk milleti adına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cenabı Mevla sizlerin bu emeklerinizi hayra vesile kılsın. El-Alim ismi şerifiyle çalışmalarınıza inşallah bereket ihsan eylesin. Başvuruları çok titiz bir şekilde değerlendiren sekretaryamıza, bilim ve onur kurulu üyelerimize, teknik uzmanlarımıza, bilimsel hakemlerimize ve vakfımızın mütevelli heyetine aynı şekilde teşekkür iletiyoruz." diye konuştu. İlim Yayma Ödülleri'ne yönelik teveccühün her programda katlanarak arttığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu sene üç ayrı dalda 174'ü üniversiteler olmak üzere 188 kurumdan toplam 1324 başvuruyla yeni bir rekor daha kırıldı. İlim Yayma Ödülleri'nin önümüzdeki yıldan itibaren uluslararası bir hüviyet kazanacağını, bu ilim halkasının sınırlarımızı aşıp dünyanın dört bir yanına ulaşacağını da büyük bir memnuniyetle öğrendim. Niçin bizim bir Nobel'imiz olmasın? Bu adımı biz de atarız. Bu cesur ve isabetli adımlarından ötürü İlim Yayma ailemizi kutluyorum." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İIlim Yayma Ödülleri'nin amacının, ilk planda iyi eserleri ve eser sahiplerini takdir ve taltif etmek olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayata uyarlanmayan, insana, sahaya dokunmayan doğru ve etkili kullanılmayan bilginin, netice vermediği de bilinen bir hakikattir. İlim Yayma Ödülleri'mizi işte bu açıdan son derece başarılı bulduğumu belirtmek istiyorum. Geçtiğimiz dönemde ödül alan hocalarımız hem çalışmalarını İlim Yayma ailesinin destekleriyle uygulamaya dönüştürdü hem de bilgi ve tecrübelerini gençlerimizle paylaşma imkânı buldu. Bunun için hocalarımıza ve İlim Yayma camiamıza ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum." dedi. Bazı isimlerin hem tarihte iz bıraktığını hem de yaşadıkları hayatla gençliğe örnek olup istikbale yön verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yetiştirdikleri talebelerle, ellerinden tuttukları gençlerle, ülkenin ve milletin hizmetine sundukları eğitim kurumlarıyla vakıf ve derneklerle onların amel defterlerinin, yeni sevaplarla süslenmek üzere hep açık kaldığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2007'de dualarla ebediyete uğurladıkları merhum Sabahattin Zaim hocanın da bu şahsiyetlerden biri olduğunu vurgulayarak konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kendisi hem akademik zeminde hem sosyal hayatta gerekli imkânlardan yoksun pek çok gencin yetişmesinde önemli rol oynamıştır. Hocamızın yegâne emeli güzel insan olabilmek, Peygamber Efendimiz'in ahlakıyla ahlaklanmış güzel insanlar yetiştirebilmekti. Tek tipçi uygulamaların zirveye çıktığı bir dönemde böyle bir gençliğe duyulan ihtiyacı rahmetli hocamız da hissetmişti. Köklerinden koparılmak istenen bir kuşağın tarihinden, değerlerinden, inanç ve kültüründen uzaklaştırılmak istenen bir neslin ihyasını her şeyin üstünde ve ötesinde görmüştü. Bir konuşmasında bu hayati ihtiyacı şu sözlerle dile getirmişti, 'Milletler büyük şahsiyetlerle yaşar ve tanınır. Dünyada örnek insanlar vardır. Yeni nesiller bu örnek insanları rehber edinerek doğru yolda yürürler.' İslam'ın da gelişmesi ashabı kiramın o güzel insanların elinde olmuştur. İşte milletimizin zengin tarihi içinde sahip olduğu bu örnek insanları artık milletimize tanıtmanın zamanı gelmiştir." "Halkın içinde yetişen liderleri halka anlatmamız ve yeni nesillere bu örnekleri vermemiz gerekir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Demokratik rejim içinde ülkenin kalkınmasını istiyorsak halkın içinde yetişen liderleri halka anlatmamız ve yeni nesillere bu örnekleri vermemiz gerekir. Değerli dostlar evet onun derdi de amacı da niyeti de gayesi de işte bu güzel insanları millete tanıtmak, yenilerini ise topluma kazandırmaktı. Davasında ne denli muvaffak olduğunu bugünün Türkiye'sine baktığımızda yetişmiş ve yetişmekte olan gençliğe baktığımızda gümbür, gümbür gelen TEKNOFEST kuşağına baktığımızda zaten görüyoruz. Onun rahleyi tedrisinden geçen öğrenciler bugün hayata dair hemen her alanda ülkemize aşkla hizmet ediyor. Rabb’im ondan razı olsun, makamını ali, mekânını inşallah cennet eylesin diyorum." diye konuştu. Merhum Sabahattin Zaim'in de kurucuları arasında yer aldığı İlim Yayma Cemiyeti’nin bu hedef istikametinde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, cemiyetin önümüzdeki sene 75. yaşına gireceğini, cemiyetten filizlenip büyüyen vakfın ise dolu dolu geçen 52 yılı geride bıraktığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, millet iradesinin gasp edildiği darbe dönemlerindeki yasak ve baskılara rağmen ilmin ışığını yayma yolculuğunda üç çeyrek asrın geride kaldığını ifade ederek "Millete, ümmete ve insanlığa faydalı işler yapacak bilgili, şuurlu ve vicdanlı nesiller için başlatılan bu hareket hemen her alanda meyvelerini verdi. Önceliği daima vatanı ve bayrağı olan millî ve manevi değerlerine sıkı sıkıya sarılan, ahlakı ve birikimiyle ışıl ışıl parlayan, on binlerce genç işte bu ocakta yetişti." dedi. İlim Yayma'nın üstlendiği tarihî sorumluluk İmam hatip okullarının kurulması ve yaşatılması noktasında İlim Yayma ailesinin her dönemde tarihî bir sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri bugün bile sayılarını ve başarılarını hazmetmekte zorlansa da İlim Yayma Cemiyetimiz kuruluşundan bu yana 100'ün üzerinde imam hatip okulunu maarif davamıza kazandırmanın kıvancını yaşadı. Eğitim ve yurt hizmetlerinden, akademik çalışmalara, kültür, sanat ve spor faaliyetlerinden burs destekleri ve ihtisas programlarına İlim Yayma ailesi, çalışmalarına aynı fedakârlıkla ilk günkü kararlılıkla devam ediyor." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tüm bu çalışmalarda emeği geçen kardeşlerimin, büyüklerimin tamamına, bir kez de sizlerin huzurunda teşekkür ediyorum. Bu müstesna kurumun davasına omuz veren, kutlu yürüyüşüne ortak olan, bu milletin ve bu ümmetin derdiyle dertlenen herkesten Allah razı olsun. Bu çeşmenin suyundan içmiş, bir lokma da olsa bu sofranın ekmeğini yemiş, bu meclise iştirak etmiş tüm arkadaşlarından Allah razı olsun. Bu çatı altında ömrünü hayra, hasenata, ilme adamış fakat artık hayatta olmayan vakıf insanlarımıza da Allah'tan rahmet niyaz ediyorum." ifadelerini kullandı. Katılımcılar arasında sosyologlar, tarihçiler, mühendisler, doktorlar ve daha pek çok alanda uzmanlaşmış seçkin hocalar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu gerçeği en iyi siz bilim insanlarımızın müşahede ettiğine inanıyorum, asırlar boyunca üzerine yeni teoriler, yeni pratikler, yeni metotlar inşa edilen kavramlar günden güne kan kaybediyor. Anlamlar aşınıyor, değerler tahrip, hatta tahrif ediliyor. Kutsal sayılan ne kadar kıymet varsa planlı ve sistematik şekilde kuşatma altına alınıyor." şeklinde konuştu. Gazze vurgusu Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19. asırdan itibaren önce pozitivist, ardından insan olma şuurundan yoksun, materyalist bir bakış açısıyla tüm dünyaya dayatılan sözde yeni gerçekliklerin en başta insanı hırpaladığını, en fazla insana zarar verdiğini dile getirerek şunları kaydetti: "İşte sizler de gördünüz, Gazze'de 2 yıl boyunca işlenen cinayetleri, yapılan vahşi soykırımı medeni denilen dünya yalnızca seyretmekle yetindi. Gezi olaylarında İstanbul'a kamp kuran uluslararası medya kuruluşları Gazze'de 270'i aşkın gazeteci öldürülürken meslektaşlarının haberini bile yapmadılar. Şu utanç verici rakamlara özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Gazze'deki okulların yüzde 80'i yani 668 okul binası İsrail bombalarının hedefi olmuştur. 165 okul, üniversite ve eğitim kurumu bu saldırılarda tamamen yakılmış, 392 okul da kullanılamaz hâle gelmiştir. 13 bin 500'ü aşkın öğrenci, 830'un üzerinde öğretmen ve eğitim personeli, 193 bilim insanı ve akademisyen işgal kuvvetleri tarafından şehit edildi. 785 binden fazla öğrenci eğitim hakkından mahrum durumda. Bir defa bunlar savaşın acımasız sonuçları değildir. Burada bilinçli, kasıtlı planlı bir toplu kıyım politikası uygulanmıştır. Bugün 365 kilometrekarelik Gazze milyonlarca ton yıkıntıyla örtülü. Sağlam kalmış, ayakta kalmış bina neredeyse yok. Bakın bunu görmezden gelmek, bunu konuşmamak açık söylüyorum toplu kıyıma ortak olmaktır. Kardeşlerim, biz hiçbir zaman susmadık, bundan sonra da susmayacağız. Dünyanın dört bir yanında nereye gidersek gidelim gittiğimiz her yerde bunu haykıracağız. İşte daha kısa bir süre önce, geçen hafta, biliyorsunuz Güney Afrika'daydım. Orada da bütün oturumlarda bunları haykırdım, bunları konuştum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin de devreye girmesiyle Gazze'de ateşkes sağlandığını ifade ederek "İsrail uyduruk sebeplerle ateşkesi sürekli ihlal ediyor. Hamas'ın, İsrail'in provokasyonlarına rağmen, ateşkesin korunmasında sabırlı bir yaklaşım içinde olduğunu görüyoruz. Bunu da memnuniyetle karşılıyoruz. Kış aylarına girdiğimiz şu günlerde yaralarını sarmaya çalışan Gazze'deki kardeşlerimizin, o çadırların ne durumda olduğunu herhalde televizyonlarda izliyoruz. İnsani yardımları yine de ulaştırmanın gayreti içindeyiz." ifadelerini kullandı. Türkiye olarak adil ve kalıcı barış, ateşkesin muhafazası ve insani yardımlar noktasında üzerlerine ne düşüyorsa yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Elimizdeki konteynerlerden göndermek istiyoruz. İsrail engelliyor, karşı çıkıyor. İnsanlıktan nasibini almamış bir başlarındaki katil var. İki devletli çözüm politikamızı 1967 sınırlarına dayalı, başkenti Doğu Kudüs olan, özgür, egemen ve bağımsız bir Filistin devleti kuruluncaya kadar kararlılıkla sürdüreceğiz. 29 Kasım Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü'nde İsrail saldırılarında şehit olan tüm kahramanlara Rabb'imden rahmet niyaz ediyor, milletim adına Filistinli kardeşlerimizi hürmetle selamlıyorum." diye konuştu. "İyilik, erdem, vicdan ve merhamet gibi kavramlar insanlığın gündeminden çıkarılmaya çalışılıyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim ilim geleneğimizin merkezinde insan, hikmet ve kemalat var. İnsanı dışlayan, hikmete önem vermeyen, tekamülü reddeden bir anlayışın bizim medeniyet tasavvurumuzda yeri yoktur fakat bugün çok önemli bir tehditle karşı karşıyayız. İnsan ve varlık sadece maddi boyuta, sadece yapay bir zemine indirgenmek isteniyor ama az önce işte ilim erbabımızın yapay zekâyı da nasıl tahrif ve tahrip edeceğini gördük. Demek ki ilim bunların inşallah haddinden ve hakkından gelecektir. İyilik, erdem, fıtrat, etik, vicdan ve merhamet gibi kavramlar insanlığın gündeminden çıkarılmaya çalışılıyor." şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum şair ve yazar Sezai Karakoç'un bu hazin tabloyu, "Yığını yığın olmaktan çıkarıp insan toplumu hâline getirecek bir eğiliş, tek kişiye eğiliş, insan malzemesinde insanı arama eğilişi gittikçe tükeniyor. Onun yerine insanın malzemeye indirgenmesi tercih ediliyor. İnsan, sadece malzemesinden ibaretmişçesine kuruluyor kentler, dolduruluyor tarih bantları. Bu gidişle insan tarihinin silineceği ve yerini yapma bir tabiat tarihinin alacağı ne yazık ki muhakkak." sözleriyle resmettiğini aktardı. "Bu topraklarda bin yıldır yan yana yaşayanların kökleriyle bağı kopartılmaya çalışıldı" Karakoç'un tespitlerine açıklık getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Üstadın bahsettiği tarih bantları bizde de on yıllar boyunca tanımadığımız, duymadığımız, kulağımıza yabancı gelen bir sesle doldurulmak istendi. Ecdadın canlarını feda ederek vatan eylediği barış, huzur ve kardeşlik tohumlarıyla yeşerttiği bu topraklarda bin yıldır yan yana yaşayanların kökleriyle bağı kopartılmaya çalışıldı. Türk'üyle Kürt'üyle Arap'ıyla birbirlerinden güç alarak yalnızca kader değil keder birliği de yaparak tek vücut hâline gelen bu millet ve bu milleti bölmeye, parçalamaya, fertleri arasına duvarlar örmeye uğraştılar. Bunda ne yazık ki bir dereceye kadar başarılı da oldular." değerlendirmesini yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "En son grup toplantımızda da ifade ettim. Filistin'de, Suriye'de, Çanakkale'de, Millî Mücadele'nin farklı cephelerinde bizimle omuz omuza çarpışan Arap kardeşlerimizi 'Bizi sırtımızdan vurdular.' diyerek milletimiz nazarında düşman hale getirdiler. Bize bunu söyleyenler, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki kardeşlerimize de Osmanlı'yı kötülediler. 'Türkler buraları sömürdü, ülkenizi işgal etti, kimliğinizi değiştirdi.' diyerek oralardaki kardeşlerimizi bize karşı kışkırttılar. Senarist, dikkat edin aynı. Yapımcı aynı, yönetmen aynı. Sadece oyunun sahnelendiği mekanlar farklıydı. İsrail'in Gazze'ye saldırılarının başlamasıyla 'Toprak sattı. Arkadan vurdu. Bize ihanet etti.' yalanı tekrar köpürtüldü." diye konuştu. "Hep birlikte başaracağız" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletimizin mazlum Filistin halkıyla dayanışmasını engellemek için, bilhassa sosyal medyada ve şovenist basın yayın organlarında büyük bir dezenformasyon kampanyası yürütüldü. Halkı kışkırtan, kutuplaştıran, bu nefret dalgasını körükleyen hesapların çoğunun yurt dışından yönetildiği ortaya çıktı. Sanal alemde kendini muhalif olarak lanse edenlerin önemli bir kısmının Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapan FETÖ'cü hainler olduğu anlaşıldı. Şimdi de Terörsüz Türkiye sürecinde aynı oyunun sahnelenmek istendiğini görüyoruz." şeklinde konuştu. Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemiz ve milletimizle birlikte inşallah tüm bölgenin kaderini değiştirecek, coğrafyamıza huzur, güven, istikrar getirecek, bu stratejik hamlemizin kimleri, hangi aktörleri rahatsız ve tedirgin ettiğinin tabii ki farkındayız. Yarım asırlık bir tezgâhı bozma çabalarımızın kan, gözyaşı ve çatışmadan beslenen hangi güçleri telaşlandırdığını çok ama çok iyi biliyoruz. Onlara sadece şunu söylüyorum, bu sefer muvaffak olamayacaksınız. Allah'ın yardımı, aziz milletimizin duasıyla inşallah bu sefer başaracağız, hep birlikte başaracağız." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Büyük, güçlü, muteber ve muzaffer Türkiye ülkümüzü inşallah kuvveden fiile çıkaracağız. 86 milyonla birlikte kendini bu topraklara ait hisseden on milyonları da yanımıza alarak hep beraber yepyeni bir destan yazmaya başlayacağız. Bu ufka doğru tahriklere kapılmadan, tuzaklara düşmeden sabırlı, samimi, dikkatli ve özgüvenli bir şekilde ilerliyoruz. Hedefe yaklaştıkça süreci rotasından saptırmaya dönük sabotajların, algı çalışmalarının medya operasyonlarının siyaset ve sosyal mühendislik faaliyetlerinin artacağını da şimdiden görebiliyoruz. Bu sefer bunların da üstesinden geliyoruz ve geleceğiz. Terörsüz Türkiye sürecinin başarısı için iktidarımızın da ittifakımızın da devletimizin de kararlılığının tam olduğunun bilinmesini isterim. Türkiye bir yola girmiştir ve inşallah bu yol bizi terörün olmadığı, her karışında kardeşliğin ve huzurun egemen olduğu bir menzile götürecektir."KİMLER NE ÖDÜLÜ ALDI? İlim Yayma Ödülleri 2025 Sosyal Bilimler Ödülü, "Not So Innocent: Clerics, Monarchs, and the Ethnoreligious Cleansing of Western Europe" başlıklı çalışmasıyla Koç Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şener Aktürk'e verildi. Aktürk’e ödülünü Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin takdim etti. 2025 yılı Mühendislik, Sağlık ve Doğa Bilimleri Ödülü'ne, yapay zeka uygulamalarını, akıllı sensörleri ve veri işleme sistemlerini daha hızlı ve verimli hale getiren MEMS nöristör yapısı geliştirmesi dolayısıyla ODTÜ'den Prof. Dr. Barış Bayram layık görüldü. Ödülü, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş takdim etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Ödülleri 2025 Büyük Ödülü'nü, kolay uygulanabilir, güvenilir, düşük maliyetli ve otomasyona uyumlu kolorimetrik TOS yöntemi ve ölçüm kiti geliştirmesi dolayısıyla Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nden Prof. Dr. Özcan Erel'e verdi. İlim Yayma Ödülleri'nin akademi camiasına, ülkeye ve millete hayırlı olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül sahiplerini de tebrik ederek programa katılanlara teşekkür etti.

Küresel Gazeteciler  Konseyi  Gaspıralı  ödüller sahiplerini buldu Haber

Küresel Gazeteciler Konseyi Gaspıralı ödüller sahiplerini buldu

Küresel Gazeteciler Konseyi tarafından 5. Medya Çalıştayı’nda gazetecilik alanında üstün başarı gösteren isimler, ulusal ve uluslararası alanda öne çıkan medya profesyonelleri ile küresel çapta başarılı olmuş devlet adamları, bilim ve spor insanları ile sanatçılar da ödül alıyor. Seçici Kurul tarafından titizlikle belirlenen 5. Küresel Başarı Ödülleri ve 1. İsmail Gaspıralı ödülleri sahiplerine takdim edildi.İSMAİL GASPIRALI ÖDÜLLERİ KİMLERE GİTTİ? 5. Küresel Başarı Ödülleri’nin bazıları şöyle: Diplomasi: Afrim Gashi Bilim: Prof. Dr. Ahmet Alanay Gazetecilik: Sami Şahade (Filistinli gazi Gazeteci) Medya: Mikhail Gusman, Reşat Macit ve Nur Viral Türk Dünyası: Ömer Kocaman Sanat: Gulyanag Mammadova İsmail Gaspıralı ödülleri de şöyle: Hizmet: Abdülkadir Uraloğlu (Ulaştırma Bakanı) Gazetecilik: Serdar Karagöz (AA Genel Müdürü) Edebiyat: Sultan Raev (TÜRKSOY Genel Sekreteri) Eğitim: Prof. Dr. Zakir Avşar (İletişim Eğitimi) Sanat: Z. Zhangali Alimkhanuly (Kazak Dombra Sanatçısı) MEHMET ALİ DİM: “TÜRK MEDYASININ DÜNYADA SESİNİN DAHA GÜÇLÜ DUYULMASI İÇİN” Çalıştay ve ödül töreni hakkında açıklama yapan KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim, “Alanya buluşmamız, her yıl olduğu gibi bu yıl da sadece bir etkinlik değil; Türk medyasının uluslararası platformda sesini daha güçlü duyurması için attığımız stratejik bir adımdır. Konuk gazeteciler, bu program sayesinde hem ülkemizi tanıyacak, hem deneyimlerini paylaşacak ve hem de mesleğin geleceğine yön verecek bilgi ve beceriler kazanacak. Ayrıca, dünyanın 41 ülkesinden gelecek meslektaşların kaynaşması ve işbirliği için de zemin oluşturacak. Buluşmaya katılan meslektaşlarımıza ve katkı veren tüm destekçilerimize teşekkür ederiz. Buluşmanın ülkemize ve sektörümüze hayırlı olmasını dilerim” dedi. Etkinliğe Türkiye’nin çeşitli bölgelerinin yanı sıra, İngiltere, Rusya, Gürcistan, Uruguay, Ürdün, Suudi Arabistan, Irak, Umman, Güney Afrika, Tunus, Ekvador, Brezilya, ABD, Azerbaycan, Makedonya, Filistin ve Kolombiya gibi ülkelerden gelen 300’den fazla gazeteci katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.