
İlki Mersin’de gerçekleştirilen Uluslararası Aile, Kadın ve Çocuk Hukuku Konferansı’nın ikinci durağı Ankara oldu. Türkiye ve Azerbaycan’dan konuşmacıların yer aldığı konferansın açılışında konuşan Av. Sahra Düzgün Tucel, “Türkiye ile Azerbaycan’ın kardeşliği, geçmişten geleceğe uzanan sarsılmaz bir iradedir ve bu irade, en güçlü ifadesini adalette, dayanışmada ve insanı merkeze alan ortak vicdanda bulmaktadır” dedi.
Uluslararası Hukuk Dergisi INJURIA’nın öncülüğünde 2025 yılının Kasım ayında ilki Mersin’de gerçekleştirilen konferansa Mersin Barosu Aile Hukuku Komisyonu Başkanı ve INJURIA Yönetim Kurulu Üyesi Av. Sahra Düzgün Tucel ev sahipliği yapmıştı. Uluslararası Hukuk Dergisi INJURIA ve Aile Hukuku Akademisi öncülüğünde bu kez Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Cemil Bilsel Konferans Salonu’nda gerçekleşen konferansın paydaşları arasında Mersin Barosu, Ankara Üniversitesi ve Çağ Üniversitesi de yer aldı.
KONFERANS ANKARA’DA GENİŞ KATILIMLA GERÇEKLEŞTİ
Türkiye ve Azerbaycan’dan konuşmacıların katılımıyla 3 oturumda gerçekleşen konferansın açılışına AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Erinç Sağkan, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Çağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Koç, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Ermenek, INJURIA Kurucu Başkanı Kamala Mammadova ve Gülnar Belediye Başkanı Fatih Önge, Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Av. Özge Aydiş Toy, Azerbaycan Milli Meclisi Aile, Kadın ve Çocuk Meseleleri Komisyonu Başkanı Hicran Hüseynova, Azerbaycan Cumhuriyeti Hukuk ve İnsan Hakları Enstitüsü Başkanı Mehemmed Quluzade, Aile Hukuku Akademisi Başkanı Av. H.M. İrem İleri ile Önceki Dönem Başkanı Av. Ömer Özgür Ünlü ve Av. Ersan Barkın’ın yanı sıra çok sayıda akademisyen ve avukat katılım sağladı.
“AMACIMIZA KARARLILIKLA İLERLEDİĞİMİZİ TEYİT EDİYORUZ”
Konferansın açılış konuşmasını yapan Mersin Barosu Aile Hukuku Komisyonu Başkanı ve INJURIA Yönetim Kurulu Üyesi Av. Sahra Düzgün Tucel, “Bugün burada yalnızca bir hukuk sempozyumunun açılışını gerçekleştirmiyoruz; aynı zamanda ikincisini düzenlemekten duyduğumuz gururla, bu yolda amacımıza kararlılıkla ilerlediğimizi, ortaya koyduğumuz iradenin ve bilinçli duruşumuzun her geçen gün daha da güçlendiğini hep birlikte teyit ediyoruz” dedi.
“ORTAK HAFIZA, İRADE VE ADALET ANLAYIŞINI PERÇİNLİYORUZ”
Aynı salonda; aynı tarihten beslenen, aynı vicdanla yürüyen ve aynı istikamete bakan iki kardeş milletin ortak hafızasını, iradesini ve adalet anlayışını perçinlediklerini sözlerine ekleyen Tucel, “1918’de Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’ye uzanan mücadelesi, bu kardeşliğin tarih önündeki güçlü örneklerinden biridir. Karabağ sürecinde ortaya konan dayanışma da göstermiştir ki Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağ, sadece siyasi değil; vicdani, tarihî ve sarsılmaz bir kardeşlik bağıdır” diye konuştu.
“MİLLETLERİ AYAKTA TUTAN ADALET DUYGUSUDUR”
“Bir millet, iki devlet” şiarının yalnızca güçlü bir ifade olmadığını, aynı zamanda tarih önünde verilmiş bir söz olduğunu vurgulayan Tucel “Bu sözün içinde ortak hafıza vardır. Bu sözün içinde dayanışma vardır. Bu sözün içinde, iyi günde de zor günde de birbirinin yanında durma ahlakı vardır. Bakü’den Ankara’ya, Karabağ’dan Anadolu’ya, Şuşa’dan İstanbul’a uzanan bu kardeşlik hattı bize şunu öğretmiştir: Milletleri ayakta tutan sadece sınırlar, kurumlar ya da güç dengeleri değildir. Milletleri asıl ayakta tutan şey; adalet duygusu, vicdan birliği ve birbirine duyulan sarsılmaz güvendir. İşte tam da bu yüzden bugün huzurda tartışılacak hukuki konular, sadece maddelerden, mevzuattan ve teknik düzenlemelerden ibaret değildir; bunlar aynı zamanda bir toplumun adalet anlayışını, insana bakışını ve insan onuruna verdiği değeri yansıtan temel meselelerdir” ifadelerine yer verdi.
“AİLE, BİR TOPLUMUN İLK HUKUK OKULUDUR”
Bu değerin en açık şekilde görüldüğü alanların başında aile, kadın ve çocuğun geldiğini ifade eden Sahra Düzgün Tucel; “İşte bu sempozyum da tam olarak, hukukun bu hayati alanlardaki koruyucu, güçlendirici ve yol gösterici rolünü daha güçlü şekilde ortaya koymak bakımından büyük anlam taşımaktadır. Zira aile, bir toplumun ilk hukuk okuludur. İnsan, adaleti ilk kez aile içinde hisseder. Merhameti ilk kez orada öğrenir. Sorumluluğu, hakkaniyeti, sınırı, saygıyı ilk kez orada tanır. Kadın, yalnızca ailenin değil; toplumun hafızasının, dirayetinin ve geleceğinin taşıyıcısıdır. Çocuk ise geleceğin bekleyeni değil, bugünün emanetidir. Bir çocuğun güven içinde büyümesi, sadece bir sosyal politika başlığı değildir; bu, medeniyetin en temel imtihanıdır. Bu nedenle bugün burada yapılacak her değerlendirme, kurulacak her cümle, paylaşılacak her fikir son derece kıymetlidir” diye konuştu.
“BİR FİKİR, BİR TOPLUMUN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİREBİLİR”
Salonda çok değerli hukukçuların, akademisyenlerin, bürokratların ve kanaat önderlerinin yer aldığını belirten Tucel, “Ortaya koyacağınız fikirlerin; yalnızca bugüne değil, yarına da ışık tutacağına yürekten inanıyorum. Zira bazen bir fikir, bir toplumun yönünü değiştirir. Kurulan samimi bir iş birliği, iki kardeş ülkenin gelecek nesillere çok daha sağlam bir zemin oluşturur. Biz bugün burada, ilk konferansımızda ortaya koyduğumuz güçlü zemini daha da sağlamlaştırmak, o gün gösterilen iradeyi daha ileri taşımak ve ortak hedeflerimizi daha güçlü bir kararlılıkla büyütmek için toplandık. Bu anlamlı buluşmanın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum” dedi.
Tucel, konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı; “Bir kez daha ifade etmek isterim ki: Türkiye ile Azerbaycan’ın kardeşliği, geçmişten geleceğe uzanan sarsılmaz bir iradedir ve bu irade, en güçlü ifadesini adalette, dayanışmada ve insanı merkeze alan ortak vicdanda bulmaktadır. Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyor, sempozyumumuzun ülkelerimiz, hukuk dünyamız ve geleceğimiz adına hayırlara vesile olmasını diliyorum.”
Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı