
Trive Yatırım tarafından yayımlanan analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı kurumlar vergisi indiriminin piyasalara olası etkileri değerlendirildi.
Analize göre, düzenlemenin iki ana başlık altında incelenmesi gerektiği vurgulandı. Buna göre, imalatçı ihracatçı şirketlerde kurumlar vergisi oranının yüzde 20’den yüzde 9’a düşürülmesinin yaklaşık 11 puanlık güçlü bir vergi avantajı sağladığı ifade edildi. İmalatçı olmayan genel ihracatçılarda ise oranın yüzde 20’den yüzde 14’e çekilmesiyle yaklaşık 6 puanlık daha sınırlı bir avantaj oluştuğu belirtildi.
Bu çerçevede, aynı ihracat oranına sahip şirketlerin tek bir kategoride değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekildi. İmalatçı kimliği bulunan şirketlerin vergi avantajından daha güçlü yararlanacağı, dolayısıyla net kar üzerindeki etkinin de daha belirgin olacağı kaydedildi. Örneğin, THYAO gibi yurt dışı gelir oranı yüksek ancak imalatçı olmayan şirketlerin düzenlemeden olumlu etkilenebileceği, ancak FROTO, CIMSA, SISE, AKSA ve LILAK gibi üretim yapan ihracatçı şirketlerle aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiği ifade edildi.
Analizde, en yüksek pozitif etkinin; üretici kimliği güçlü, ihracat oranı yüksek, ölçek olarak büyük ve vergi öncesi karlılık üreten şirketlerde görülmesinin beklendiği vurgulandı. Bu şirketlerde kurumlar vergisinin yüzde 20’den yüzde 9’a düşmesinin, net kar marjlarına doğrudan ve daha görünür katkı sağlayabileceği değerlendirildi.
Analize göre, vergi teşvikinden en güçlü şekilde faydalanacak şirketlerin ortak özelliğinin yalnızca ihracat oranlarının yüksek olması olmadığı belirtildi. Asıl önemli noktanın, bu şirketlerin üretim faaliyeti yürütmeleri ve aynı zamanda pozitif vergi öncesi kar yaratmaları olduğu ifade edildi.
Analizde, vergi indiriminin zarar eden bir şirkette kısa vadede net karı tek başına yukarı çekemeyebileceği, buna karşın karlı bir imalatçı ihracatçıda efektif vergi oranını düşürerek doğrudan net kar artışı yaratabileceği vurgulandı.
“Yüksek pozitif etkilenecek şirketler” grubunda ise düzenlemenin olumlu etkisinin belirgin olabileceği ancak ilk gruba kıyasla bazı sınırlayıcı unsurların bulunduğu aktarıldı. Bu kapsamda bazı şirketlerde ölçek büyüklüğünün daha küçük olduğu, bazılarında ihracat oranının daha düşük kaldığı, bazılarında ise vergi öncesi kar matrahının ilk gruptaki kadar güçlü olmadığı belirtildi.
Söz konusu grupta özellikle ASTOR, KLKIM, ASUZU ve TTRAK için ihracat oranının ilk listedeki şirketler kadar yüksek olmadığı belirtildi. Buna rağmen, karlılık seviyelerinin güçlü olması nedeniyle vergi indiriminin parasal etkisinin yine de dikkate değer olabileceği ifade edildi.
Diğer tarafta DOFRB, YIGIT, TEZOL ve YUNSA gibi şirketlerde ihracat oranının daha yüksek görünmesine karşın, ölçek veya vergi öncesi kar matrahının ilk gruba kıyasla daha sınırlı olabileceği aktarıldı.“Orta pozitif etkilenecek şirketler” grubuna ilişkin değerlendirmede ise üç farklı şirket tipi bulunduğu belirtildi.
İlk grupta, ihracat ya da yurt dışı gelir oranı yüksek olmakla birlikte imalatçı olmayan genel ihracatçı şirketlerin yer aldığı ifade edildi. Bu şirketlerin, imalatçı ihracatçılara sağlanan yüzde 9’luk avantajdan değil, daha çok yüzde 14’lük genel ihracatçı vergi indiriminden faydalanabilecekleri için etkinin daha sınırlı kalabileceği kaydedildi.
ikinci kategori, imalatçı olup ihracat oranı yüksek görünen ancak zarar eden ya da çok düşük vergi öncesi kar üreten şirketlerden oluşuyor. Bu şirketlerde teorik vergi avantajının yüksek olabileceği, ancak kısa vadede net kar üzerindeki etkinin sınırlı kalabileceği ifade edildi.
Üçüncü grupta ise imalatçı olup ihracat oranı makul seviyede bulunan, ancak ilk iki gruba kıyasla daha sınırlı etki alanı sunan şirketlerin yer aldığı belirtildi. Bu şirketlerde vergi indiriminin etkisinin daha dengeli ve sınırlı düzeyde hissedilebileceği aktarıldı.
Bu gruptaki en kritik ayrımın şirketlerin faaliyet yapısından ziyade karlılık durumundan kaynaklandığı belirtildi. ULUSE, FRIGO, HATSN, EGEEN, OTKAR, VESTL, DOKTA ve PARSN gibi şirketlerin faaliyet yapısı itibarıyla ihracatçı imalatçı profiline uygun olduğu, ancak son 12 ayda karlılıklarının zayıf ya da negatif olması nedeniyle vergi indiriminin kısa vadede net kara etkisinin sınırlı kalabileceği ifade edildi.
Analizde, söz konusu şirketlerde potansiyelin tamamen ortadan kalkmadığı, karlılığın toparlanması durumunda vergi teşvikinden daha güçlü fayda sağlayabilecek şirketler arasında yer alabilecekleri kaydedildi.
Sonuç bölümünde ise, düzenlemenin Borsa İstanbul tarafındaki en net pozitif etkisinin karlı imalatçı ihracatçı şirketlerde görüleceği belirtildi. Bu kapsamda birinci kademe listesinde FROTO, SUNTK, CIMSA, LILAK, SISE, AKSA, GOKNR ve KATMR yer aldığı ifade edildi. Bu şirketlerde ihracat oranının yüksek, üretim yapısının belirgin ve vergi matrahı yaratabilecek karlılığın mevcut olduğu aktarıldı.
İkinci kademe listede DOFRB, YIGIT, TEZOL, YUNSA, KLKIM, ASTOR, ASUZU, TTRAK ve KUTPO yer alıyor. Bu şirketlerde etkinin pozitif olmasının beklendiği, ancak birinci kademe şirketlere kıyasla ölçek, ihracat oranı ya da vergi öncesi kar matrahı açısından daha sınırlı bir görünüm bulunduğu ifade edildi.
Üçüncü kademe, yani orta etki grubunda ise iki ayrı alt grubun bulunduğu belirtildi. İlk alt grupta THYAO, PASEU, TLMAN ve ENKAI gibi imalatçı olmayan ancak yurt dışı gelir oranı yüksek şirketlerin yer aldığı, bu şirketlerin yüzde 14’lük genel ihracatçı indirimi kapsamında fayda sağlayabileceği aktarıldı.
İkinci alt grupta ise ULUSE, FRIGO, HATSN, EGEEN, OTKAR, VESTL, DOKTA, PARSN, ERCB ve PETKM gibi ihracatçı imalatçı profili güçlü ancak son 12 ayda kârlılığı zayıf olan şirketlerin bulunduğu ifade edildi. Bu şirketlerde vergi indirimi potansiyelinin yüksek olduğu, ancak karlılık toparlanmadan finansallara etkisinin sınırlı kalabileceği belirtildi.
Analizde, söz konusu düzenlemenin ihracat oranı yüksek olan tüm şirketleri aynı ölçüde etkileyeceği şeklinde değerlendirilmemesi gerektiği vurgulandı. Güçlü etkinin, üretim yapan, ihracat oranı yüksek, kar üreten ve ölçek avantajına sahip şirketlerde görüleceği ifade edildi. Bu çerçevede şirketlerin yalnızca yurt dışı satış oranına göre değil, vergi avantajını net kara dönüştürme kapasitesine göre değerlendirilmesi gerektiği aktarıldı.
Hibya Haber Ajansı