
Çin Dışişleri Bakanlığı, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’nı (NPT) uygulamasına ilişkin bir rapor yayımladı.
Raporda, dünyanın yüzyılda benzeri görülmemiş değişimlerden geçtiği ve küresel stratejik güvenlik düzeninin de derin bir dönüşüm sürecinde olduğu belirtildi. Soğuk Savaş zihniyetinin ve hegemonya eğilimlerinin yeniden yükselişe geçtiğine dikkat çekilen raporda, yeniden ortaya çıkan “orman kanunu” anlayışı ile “savaş gemisi diplomasisinin” bölgesel çatışmaları ve silahlanma yarışını körüklediği, uluslararası silah kontrolü ile nükleer silahların yayılmasının önlenmesine yönelik sistemin zarar gördüğü ifade edildi.
Bazı ülkelerin mutlak stratejik üstünlük elde etmek amacıyla bloklar arası çatışmaları teşvik ettiği ve küresel istikrarsızlığın temel kaynaklarından biri haline geldiği vurgulanan raporda, Çin’in ise barışçıl kalkınma yolunu izlediği kaydedildi. Raporda, Çin’in insanlığın ortak değerlerine bağlı kaldığı, insanlığın ortak kader topluluğu vizyonunu desteklediği ve Küresel Kalkınma İnisiyatifi, Küresel Güvenlik İnisiyatifi, Küresel Medeniyet İnisiyatifi ile Küresel Yönetişim İnisiyatifi dahil girişimleri hayata geçirdiği belirtildi. Çin’in uluslararası silah kontrolü sürecinde önemli bir aktör olarak katkı sunmayı sürdüreceği ifade edildi.
Raporda ayrıca Çin’in NPT kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirme sürecine ilişkin bilgi verilirken, ülkenin nükleer silahsızlanma alanındaki politikaları da detaylandırıldı. Çin’in nükleer silahların kapsamlı şekilde yasaklanması ve tamamen ortadan kaldırılmasını desteklediği belirtilen raporda, uluslararası toplumun “küresel stratejik istikrarın korunması” ve “tüm ülkelerin güvenliğinin zarar görmemesi” ilkeleri doğrultusunda nükleer silahsızlanma sürecini ilerletmesi gerektiği kaydedildi.
Çin’in “nükleer silahı ilk kullanan taraf olmama” politikasına bağlı kaldığı ve savunma amaçlı nükleer strateji izlediği belirtilen raporda, ülkenin hiçbir devletle nükleer yarış içinde olmadığı vurgulandı. Çin’in nükleer kapasitesini başlangıçta nükleer tehditlere karşı koymak ve nükleer tekelciliği kırmak amacıyla geliştirdiği belirtilirken, bu kapasitenin diğer ülkeleri tehdit etmek amacıyla kullanılmadığı ifade edildi.
Raporda, Çin’in nükleer silaha sahip beş ülke arasında “ilk kullanmama” taahhüdünde bulunan tek ülke olduğu belirtilerek, ülkenin nükleer silah geliştirme konusunda ihtiyatlı davrandığı ve Chongqing ile Qinghai’deki 2 nükleer geliştirme ve üretim tesisini kapattığı aktarıldı. Çin ayrıca diğer nükleer güçlere, küresel ve bölgesel stratejik denge ile istikrarın korunması için ortak çaba gösterme çağrısında bulundu.
Raporda, Çin’in nükleer güçlerini modernize etme çalışmalarının nükleer güvenliği artırmayı ve Çin’e yönelik nükleer tehditleri caydırmayı amaçladığı ifade edildi.
Ayrıca, Çin’in nükleer kapasitesinin ABD ve Rusya ile aynı seviyede olmadığı belirtilerek, ülkenin üçlü nükleer silahsızlanma müzakerelerine katılmasının adil ve uygulanabilir bir talep olmadığı savunuldu. Buna karşın Çin’in uluslararası nükleer silahsızlanma mekanizmalarıyla işbirliğini sürdürdüğü ve nükleer politika konusunda şeffaflığını koruduğu kaydedildi.
Hibya Haber Ajansı